Pakistan'ın yer altındaki yaklaşık 8 trilyon dolarlık maden rezervleri, bölgesel ve küresel güç dengeleri açısından büyük önem taşıyor. Afganistan sınırına yakın Hindu Kuş Dağları'nda bulunan Muhammad Khel Bakır Madeni, Çin'e ham madde ve mineral ihracatıyla dikkat çekiyor. Geçen yıl sahadan çıkarılan 22 bin ton bakırın büyük bölümü, Çin'in artan enerji ve sanayi taleplerini karşılamaya yönelmiş durumda.
ABD yönetimi ise Pakistan’ın güney eyaletlerindeki yeni maden sahalarına yakından ilgi gösteriyor. Pakistan hükümeti, yer altındaki minerallerin, bakır, lityum, kobalt ve altın gibi zenginlikler içerdiğini savunuyor ve toplam rezervin yaklaşık 8 trilyon dolar değerinde olduğunu iddia ediyor. Bu gelişmeler, Amerikan ve Pakistan yönetimleri arasında enerji ve doğal kaynaklar açısından stratejik yakınlaşmayı tetikliyor.
Özellikle, Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki toplam kontrolü yüzde 90’ı aşarken, ABD’nin bu hakimiyeti kırmak adına Pakistan’ın madencilik potansiyelini kullanmayı planladığı görülüyor. Eylül ayında Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Trump yönetimine sembolik bir hediye sundu ve sonrasında ABD’nin Exim Bank’ı, Reko Diq sahası için 1,25 milyar dolarlık finansman paketini onayladı. Ancak, bu zenginliklerle birlikte güvenlik endişeleri de artıyor. Afganistan’dan kalan silah ve mühimmatın Pakistan sınırındaki bölgelerde örgütlere geçmesi, bölgedeki istikrarı olumsuz etkiliyor.
Peşaver’de yaşanan saldırılar ve ağır yaralanan Pakistan askerleri, savaşın son yıllarda silahların menzili ve teknolojisinin gelişmesiyle daha karmaşık hale geldiğine işaret ediyor. Resmi veriler, 2021’e kıyasla militan saldırılarında artış olduğunu ve bölgedeki silah pazarının büyüdüğünü gösteriyor. Bu ortam, bölgesel ve küresel güçlerin enerji ve maden politikalarını yeniden şekillendiriyor ve Güney Asya’da yeni bir denge oluşmasına yol açıyor.