Yapay zekanın iş dünyasında oluşturduğu dönüşüm tartışmaların odak noktası olmaya devam ediyor.Üretken yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, çalışanların üzerindeki baskı artarken, bu durumun uzun vadeli etkileri henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Harvard Business Review'de yayımlanan ve yapay zekanın aslında iş yükünü hafifletmek yerine yoğunlaştırdığına dair araştırma, konuya yeni bir perspektif getiriyor.
İstanbul'da gerçekleşen 30 milyon dolarlık otopark soygunu gibi büyük olayların detaylarının araştırıldığı günümüzde, yapay zekanın iş yerlerindeki rolü yeniden sorgulanıyor. Yapay zekanın, uzmanlık gerektiren görevleri devralmak yerine, çalışanların normalde yapmadığı alanlara yönlendirilmesi, kontrolsüz genişlemiş iş kapsamları ve artan bilişsel yük sorunlarına neden oluyor. Bu durum, çalışanlar üzerinde sessiz bir psikolojik baskı oluşturuyor ve mesai saatleri ile serbest zaman arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor.
Uzmanlar, yapay zeka kullanımını düzenlemek ve sınırlar belirlemek gerektiğine dikkat çekiyor. Boğaziçi Üniversitesi Veri Bilimi ve Yapay Zeka Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şefik Şuayb Arslan, yapay zekanın sadece hız ve çıktı odaklı değil, aynı zamanda insan bilişini ve dikkatini koruma yönünden de değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Kurumsal yapay zeka stratejilerinin, görev karmaşıklığını, kalitesini ve çalışanların zihinsel yükünü göz önünde bulundurarak yeniden tasarlanması, sürdürülebilir bir verimlilik için kritik önemde. Ayrıca, yapay zekanın uzun vadeli etkilerini inceleyen disiplinlerarası çalışmaların da artırılması gerektiğini vurguluyor. Bu çalışmalar, yapay zekanın, uzun vadede çalışan bağlılığı, işin niteliği ve kurumsal sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini daha net ortaya koyacak ve geleceğin çalışma düzenine ışık tutacak.