Türkiye'de kadın nüfusu 43 milyon 32 bin 734 kişi seviyesinde bulunuyor ve yaş açısından önemli bir denge sürüyor. Ulusal İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre toplam nüfusun %49.98'i kadınlardan oluşuyor. Kadınlar ile erkekler arasında başlangıçta yaklaşık %0.04'lük küçük bir fark olsa da, yaş ilerledikçe kadınların lehine bir değişim yaşanıyor. 60 yaş ve üzeri yaş grubunda kadınların oranı %51.9'a ulaşırken, 90 ve üzeri yaşta bu oran %69.7’ye yükseliyor. Ayrıca, kadınların yaşam süresi erkeklere kıyasla yaklaşık 5.2 yıl daha uzun.
Ekonomik ve sosyal hayattaki gelişmeler, kadınların eğitim ve işgücü katılımını artırdı. 2011 yılında Türkiye genelinde ortalama eğitim süresi 7.3 yıl iken, 2024 itibarıyla bu oran 9.5 yıla çıktı. Kadınlarda ise eğitim seviyeleri yükselerek, yükseköğretim mezunu kadınların oranı %25.2’ye ulaştı. İşgücü katılımında ise 15 yaş ve üstü nüfusun yüzde 54.2’si aktif olarak çalışıyor. Kadınlar ise yüzde 36.8 ile düşük oranlara sahip olsa da, eğitim seviyesi yükseldikçe bu oran artıyor. Kadınların ilk evlilik yaşı ise 26’ya yükselirken, en yüksek ilk evlenme yaşı Tunceli'de kadınlarda 29.6, erkeklerde ise 32.4 oldu. Eğitim seviyesi yüksek kadınların, daha çok daha eğitimli erkeklerle evlendiği görüldü.
İstihdam ve mesleki dağılım ise kadınların gelişimini gösteriyor. 2024’te, kadınların iş gücüne katılma oranı %32.5 iken, erkeklerde bu oran %66.9’a ulaştı. Özellikle, 25-49 yaş grubunda çalışan kadınların oranı %60 civarında. Kadınlar arasında dışişleri Bakanlığı’nda büyükelçi oranı %28.4’tür. TBMM’deki kadın milletvekili oranı ise %19.9 seviyesinde. Ayrıca, yükseköğretimde görev yapan kadın profesörlerin oranı %34.9, üst ve orta düzey yöneticilerde kadın oranı ise %21.5. En büyük şirketlerin yönetim kurullarında kadınların temsil oranı %18.3 civarında seyrediyor. Bu veriler, kadınların toplumsal ve iş hayatında giderek daha fazla söz sahibi olduğunu gösteriyor.