Tarımın Kriz Günleri: Gübre ve Mazotta Artışlar Ekonomiyi Nasıl Vuruyor?

Tarımın Kriz Günleri: Gübre ve Mazotta Artışlar Ekonomiyi Nasıl Vuruyor?

  • 11 Nisan 2026 10:00

Savaş bölgelerinde yaşanan enerji ve tarım ürünleri krizleri, Türkiye’de çiftçinin maliyetlerini artırıyor. Bayraktar, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin tarımsal girdi piyasalarına olumsuz etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Türkiye’de tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre ve mazotun büyük bir kısmının ithal edildiğine dikkat çeken Bayraktar,bu girdilerin fiyatlarının uluslararası piyasalardaki gelişmeler ve dolar kuru ile yakından ilişkili olduğunu belirtti. Özellikle enerji ve gübre tedarikinde yaşanan aksaklıkların, küresel gıda ve tarım sistemlerine ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Nitekim İran ve İsrail arasındaki çatışma sonrası gübre fiyatlarında yaşanan ani artışlar, bu krizlerin nelere yol açabileceğinin göstergesidir.

Bayraktar, gübre fiyatlarındaki artışların detaylarını paylaşırken, savaş öncesi ve sonrası fiyatları karşılaştırdı. Kalsiyum amonyum nitrat gübresinin tonu 16 bin 48 liradan 20 bin 295 liraya yükselmiş, amonyum sülfat yüzde 23,3 artışla 17 bin 439 liraya ulaşmıştır. ÜRE gübresinin fiyatı yüzde 19,5 artışla 31 bin 124 liraya; DAP gübresinin ise yüzde 9,6 artışla 38 bin 943 liraya yükselmiştir. Bayraktar, doğru zamanda ve doğru miktarda gübre kullanmanın tarımsal verim üzerinde önemli katkıları olduğuna işaret ederek, maliyet artışlarının, çiftçilerin gübre teminini zorlaştırabileceği ve bu durumun verim kaybına yol açabileceğini söyledi. Türkiye’de tarımda gübreye ihtiyaç artarken, pek çok çiftçinin deposunda gübre kalmadığını belirtti.

Savaşın tarımsal ürün arzını olumsuz etkileyerek, tüketici fiyatlarının da yükselmesine neden olacağı öngörülüyor. Bu kapsamda, gübre piyasalarını stabilize etmek amacıyla bazı önlemler alındı. Gübre ithalatında gümrük vergilerinin sıfırlanması, ihracatın yasaklanması ve 10 yıldır uygulanan yüzde 33'lük amonyum nitrat yasağının kaldırılması, alınan adımlar arasında yer alıyor. Ancak, en kritik konu çiftçilerin bu yüksek fiyatlarda gübre satın alabilmesi ve piyasada makul seviyeleri görebilmesi. Bayraktar, bu noktada destek paketlerinin hayata geçirilmesinin özellikle önemli olduğunu vurguladı.

Bayraktar, mazotta da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirterek, savaş öncesi litresi 61,41 lira olan mazot fiyatının savaş sonrası yüzde 22,3 artarak 75,12 liraya yükseldiğine dikkat çekti. Mazotun yaklaşık yüzde 40’ının vergilerden oluştuğunu hatırlatan Bayraktar, tarımsal üretimde mazotun olmazsa olmaz bir girdi olduğunu söyledi. Uzun yıllardır dile getirilen vergi indirim talebine dikkat çeken Bayraktar, çiftçilerin artan maliyetler karşısında korunması gerektiğine vurgu yaptı. Tarım üretiminin sürdürülebilirliği ve gıda arz güvencesi için, özellikle gübre ve mazotta desteklerin artırılması ve ilgili kurumların tedbirler alması büyük önem taşıyor. Savaşın uzama ihtimali göz önünde bulundurularak, üretici üzerindeki maliyetleri hafifletecek adımların atılması gerektiği çağrısında bulundu.

Benzer Haberler

İsrail'in Lübnan'a Saldırıları Kan Alıyor: 1094 Ölü, 3119 Yaralı!

İsrail'in Lübnan'a Saldırıları Kan Alıyor: 1094 Ölü, 3119 Yaralı!

İsrail'in Lübnan'a gerçekleştirdiği saldırılar 2 Mart'tan beri devam ediyor, can kaybı ve yaralı sayısı giderek artıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı açıklamasına göre, saldırılar sonucu ölenlerin sayısı 1094'e, yaralıların ise 3 bin 119'a çıktı. Bu kayıplar içerisinde çocuk ve kadınlar da bulunuyor. Ayrıca, saldırılarda 42 sağlık çalışanı hayatını kaybetti ve 119 sağlık çalışanı yaralandı. Lübnan hükümeti ise ülkedeki yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bine ulaştığını açıkladı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan'dan atılan füzelere karşılık olarak ülkenin kuzeyinde sirenlerin çaldığı ve hava saldırılarının başlatıldığı duyuruldu. Beyrut başta olmak üzere Lübnan geneline düzenlenen yoğun hava ve deniz saldırıları, kara operasyonlarıyla devam ediyor. Bölgedeki çatışmaların şiddeti sürerken, Lübnan'daki güvenlik durumu ve insani kriz daha da derinleşiyor.
Kriz bölgede devam ederken, bölgedeki gelişmeleri ve savaşın etkilerini takip etmeye devam ediyoruz.

Makine İhracatında Yüzde 4,5 Artışla Göz Kamaştıran Performans

Makine İhracatında Yüzde 4,5 Artışla Göz Kamaştıran Performans

Türkiye makine sanayisi, yılın ilk iki ayında 4,4 milyar dolar ihracatla dikkat çekiyor. Artan fiyatlar ve yeni pazar fırsatlarıyla sektör büyümesine devam ediyor.

ABD Orta Doğu'ya Yeni Kuvvetler Gönderiyor: İran'a Karşı Kritik Operasyon Seçenekleri Gün yüzünde

ABD Orta Doğu'ya Yeni Kuvvetler Gönderiyor: İran'a Karşı Kritik Operasyon Seçenekleri Gün yüzünde

ABD, İran’a olası müdahale öncesinde Orta Doğu’ya yeni kuvvetler konuşlandırıyor. Amerikan kuvvetleri, bölgedeki kriz ihtimaline karşı hızlı ve esnek hareket kabiliyetine sahip birlikleri sevk etmeye hazırlanıyor. Pentagon, 82. Hava İndirme Tümeni'nden yaklaşık 2 bin askerin Körfez bölgesine sevk edilmesini planlıyor ve bölgedeki askeri seçenekleri genişletiyor. Bu gelişmeler, İran’a yönelik olası kara ve deniz operasyonları senaryolarını gündeme getirirken, Hürmüz Boğazı ve Hark Adası gibi stratejik noktalar üzerinde yoğunlaşan planlar dikkat çekiyor.

 

ABD, Orta Doğu’da hazırlıklarını hızlandırırken, 82. Hava İndirme Tümeni’nin bölgeye sevki gündemde. Bu birlikler, hızlı müdahale gücü olarak kullanılmak üzere stratejik noktalara paraşütle inebilecek ve kritik altyapıları ele geçirebilecek kapasitede donatıldı. The Telegraph’e göre, bu askeri birlik, İkinci Dünya Savaşı’dan bu yana Amerika’nın en efsanevi ve deneyimli güçlerinden biri olmuştur ve Irak, Afganistan ile Rusya-Ukrayna krizinde aktif rol almıştır.

 

Beyaz Saray yetkilileri, tüm askeri seçeneklerin masada olduğunu belirterek, özellikle İran’a karşı olası kara ve deniz operasyonlarını değerlendiriyor. İran’ın deniz trafiğini kontrol eden Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması senaryosu, olası bir müdahale planında önemli bir yere sahip. Ayrıca Hark Adası’nın kontrol edilmesi de ihtimaller arasında bulunuyor. Uzmanlara göre, bu adaların ele geçirilmesi, yoğun hava bombardımanı ve deniz piyadelerinin amfibi destekleriyle gerçekleştirilebilir. Ancak, İran’ın füze ve insansız hava araçları tehdidi, operasyonların risklerini artırıyor.

 

En ciddi ve karmaşık seçenek ise, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ele geçirmek amacıyla doğrudan kara operasyonlarıdır. Analistler, bu tür bir müdahalenin yüksek kayıp ve zorluk riskleri taşıdığını, olası çatışmanın genişlemesiyle maliyetlerin hızla artabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, Washington’un diplomatik çabalarını da sürdürülebilir tutmaya çalışırken, bölgesel ve global güvenliği sağlamak adına her seçeneği masaya yatırdığına vurgu yapıyor.