Suriye’de SDG’nin silahlı varlığı sona erdiriliyor ve bölgesel güç dengeleri yeniden şekilleniyor. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına göre, SDG’nın kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde fiilî kontrol alanları oluşturmaya devam etmesi, inşa ve istikrar çalışmalarını ciddi anlamda engellemektedir. Yeni Suriye yönetimi, merkezi otoriteyi güçlendirmek adına 10 Mart 2025 tarihinde varılan mutabakatın önemine vurgu yapmış, örgütün silahlı varlığını sona erdirip devlet kurumlarına entegrasyonunu hedeflemektedir. Ancak SDG liderleri, özerklik ve federasyon taleplerini sürdürüyor ve bu durum, Şam yönetimi için toprak bütünlüğünü tehdit eden önemli bir sorun oluşturmaktadır.
Suriye ordusu, Halep ve Rakka gibi kritik bölgelerde ordu operasyonlarını sürdürüyor. SDG’nin bölgedeki etkili varlığı, Şam yönetiminin bölgesel kontrolünü güçlendirmesine imkan tanımakta ve örgütün gücünü aşındırmaktadır. Aynı zamanda, birçok Kürt ve Arap aşireti, SDG’nin kontrol ettiği bölgelerden rahatsızlık duyduğunu açıkça ifade etmekte ve merkezi yönetime yakın durmaktadır. Bu gelişmeler, SDG’nin “Kürt temsilcisi” iddiasını ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Suriye’de Kürtler ve SDG, birbirinden net olarak ayrışmak zorunda kalmıştır ancak örgüt, dış destekli politikalarıyla varlığını sürdürme peşindedir.
Bahçeli’nin açıklaması, Türk ve Şam hükümetlerinin tutumunun uyum ve kararlılıkla sürdüğünü gösteriyor. Bu doğrultuda, SDG’nin Fırat’ın doğusundan çekilmesi, bölgesel istikrar ve toprak bütünlüğü açısından kritik önemdedir. Şam yönetimi, 17-18 Ocak tarihleri arasında kasıtlı olarak Rakka’ya yönelmiş ve bölgedeki güvenlik operasyonlarını derinleştirmiştir. Bu gelişmeler, SDG’nin askeri gücünün diğer bölgelere kıyasla sınırlı olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca, yerel aşiretlerin de merkezi yönetime destek verdiği ve örgüte karşı durduğu bilinmektedir, bu da örgütün güç kaybını pekiştirmektedir. Sonuç olarak, SDG’nin yerel sahiplenme ve uluslararası destek beklentisi, bölgedeki gerçek güç dinamikleriyle zayıflamaktadır.
Bu gelişmeler, örgütün silahlı gücünü kullanarak bölgenin büyük bölümünü kontrol altında tutma hayalinin gerçekleşmesinin giderek zorlaştığını gösteriyor. Suriye merkezli Türk ve Şam politikaları, örgüte karşı kararlı adımlar atarken, 10 Mart mutabakatını esas alan bölgesel planlar devreye giriyor. HDP/PKK bağlantılı SDG’nin iddia ettiği gibi güçlü olmadığı aşikar hale gelirken, devlet bütünlüğünü korumak ve sosyolojiyi dikkate alarak demokratik çözümlere yönelmek, en akılcı yol olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak, Suriye’nin bu sorunlardan kurtulup yeni anayasa ve birlik politikasıyla yeniden inşa edilmesi, bölgenin barış ve istikrarı için de temel unsurdur.