Ev sahipleri ile kiracılar arasındaki tahliye uyuşmazlıkları karmaşık hukuki süreçler içeriyor. İstanbul Etiler’de bir kiracı ve ev sahibi arasında yaşanan gelişmeler dikkat çekti. Kira sözleşmesinden yaklaşık bir yıl sonra tahliye taahhütnamesi alınan olayda, kiracı imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdü.
16 Mart 2023 tarihinde ev sahibi, kiracıya ihtar gönderip kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğini belirtti ve taşınmazın teslim edilmesini talep etti. Kiracı ise tahliye taahhütnamesinde imzanın kendisine ait olmadığını ve eşinin muvafakatinin bulunmadığını öne sürdü. Mahkeme, bilirkişi incelemesi sonucunda imzanın kiracıya ait olduğuna karar verdi.
Mahkeme, taşınmazın ihtiyaç nedeniyle tahliye edilmesine karar verirken, ev sahibinin ve eşinin başka bir konutunun olmadığını ve taşınmaza olan ihtiyacın gerçek ve samimi olduğunu belirtti. Ayrıca, taşınmazın yaklaşık 50 yıllık, depreme dayanıklı olmayan bir yapı olması, tahliye kararını destekleyen önemli faktörler arasında yer aldı.
İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi, ihtiyacı kanıtlayan ev sahibi ve davalı kiracı arasındaki durumu hukuki açıdan değerlendirdi. Mahkeme, Türk Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca, tahliye sonrası üç yıl boyunca taşınmazın tekrar kiraya verilmeyeceğine hükmetti. Bu karar, kiracıların hakları ile ev sahiplerinin ihtiyaçları arasındaki dengeyi gösteriyor.
Mahkeme, kiracıların ve ev sahibinin konut ihtiyaçlarının gerçek ve samimi olduğunu tespit etti. Eşin muvafakatı olmadan alınan tahliye taahhütnamesinin geçersiz olduğu iddiaları da mahkeme tarafından reddedildi. Karar, kiracı imzalarının ve taşınmazın kullanım amacının hukuki süreçlere uygun olduğunu gösterdi. Bu karar, özellikle ihtiyaç ve güvenlik kriterlerinin hakim olduğu hukuki bir örnek olarak kayıtlara geçti.