İran rejiminin ayakta kalmasının en büyük sırrı, halkın derin inançlarına dayanan geniş tabanlı ve örgütlü yapıdan gelir. Bozkurt, 1979’dan sonra İran toplumunun köylerde bile altyapı ve eğitimle güçlendiğine dikkat çekiyor. Bu gelişmeler sayesinde İran, sadece merkezden değil taşrada da nüfuzunu artırmayı başarmış bir ülke haline geldi. Ayrıca İran halkının inanç dünyasının, liderlerin ölümü veya saldırılara rağmen sistemi güçlü tutmaya devam ettiğini belirtiyor. Hamaney’in ölümünün ardından yaşananlar, toplumu birlik ve mücadele ruhuyla sarıyor ve rejimin devrilmesini zorlaştırıyor. Tüm bunların yanında, İran’ın geleneksel ve dinamik yapısı, yönetime sadık halk desteğini güçlendiriyor.
Bozkurt, Pehlevi ailesinin geçmişteki konumunu ve İran halkı üzerindeki etkisini de değerlendirdi. Ailenin geleneksel imtiyazlara sahip olmasına rağmen, 1979 devriminden sonra halkın ilgi ve desteğinin azaldığını belirtiyor. Mevcut yönetimin uluslararası destekle ayakta kaldığını ve Pehlevi ailesinin geri dönüşünün uzak bir ihtimal olduğunu vurguluyor. Ayrıca, dış müdahalelerin ve kaynak lanetinin, İran’ın iç dinamiklerini nasıl şekillendirdiği ve ülkenin dış etkilerle yönetilmeye çalışıldığını anlatıyor.
İran’ın doğal kaynaklar bakımından zengin olması onun dış müdahalelere maruz kalmasının temel nedenlerinden biri. Bozkurt, bu durumu ‘kaynak laneti’ olarak tanımlıyor ve kaynakların ülkede yolsuzluk ve askeri gücün devreden çıkmasına yol açtığını ifade ediyor. Bu durum, ülkede otoriter ve baskıcı yönetimlerin doğmasına zemin hazırlıyor. Günümüzde İran halkının artan modernleşme çabaları ve sosyal değişimi, rejimin direncine rağmen devam ediyor. Dünyanın birçok ülkesinden farklı olarak, İran’da halk genç ve iletişim gücü yüksek. Headleri ve kamu yaşamındaki değişimler, dış müdahale olmadan dahi ilerleyebiliyor. Bozkurt, bu değişimin devlet ve halkın birlikte hareket etmesiyle güçlendiğini söylüyor. Ayrıca, Batı’nın İran’a karşı tutumunun, bölgesel ve iç dinamikleri etkilemekle kalmadığını, İran’ın iç değişimlerine de engel olmadığını anlatıyor.
Son olarak, Bozkurt, uluslararası güçlerin İran rejimine müdahale taleplerini eleştiriyor ve gerçek demokratikliğin ancak halk iradesiyle gerçekleşeceğine inandığını belirtiyor. İran’ın modernleşme ve halkın inanç dünyasının güçlenmesine devam edeceğini ve bu sürecin dış müdahalelerle durdurulamayacağını vurguluyor.