Hepimiz söyledik. Belki bir çocuğa, belki sevdiğimize. 'Gözünün yağını yiyeyim' dedik ama bu sözün ardındaki asıl hikayeyi hiç düşündük mü? Anadolu'nun köklü mutfağında saklı olan bu deyimin kökeni, yüzyıllardır taş fırınlarda ağır ağır pişen bir lezzete dayanıyor. Damakta iz bırakan o bölüm, zamanla dile dolandı; sofradan çıkıp sevginin en sıcak ifadesine dönüştü. İşte günlük bir söz sandığımız o deyimin, şaşırtan ve pek bilinmeyen hikayesi.
Günlük hayatta sevgi, hayranlık ve beğeniyi ifade etmek için kullanılan ‘gözünün yağını yiyeyim' deyimi, esasen Sivas mutfağının zengin lezzetlerinden kelleye dayanıyor. Kellenin en yağlı ve lezzetli bölümü olan göz kısmından doğan bu deyim, zamanla mecaz anlam kazanarak, sevgi ve takdir ifadesi haline geldi. Anadolu'nun mutfak geleneklerinde önemli bir yeri olan kelle, özellikle kış aylarında yoğun ilgi görür. Tavsiye edilen pişirme süreci yaklaşık 16 saat sürer ve en lezzetli kısmı olan göz bölümü, özellikle doğal yöntemlerle hazırlanır ve uzun pişirme sürecinden sonra sofraya gelir.
Kelle ustası Eren Sönmez, bu deyimin kaynağını, 'Kelleyi en lezzetli yapan gözüdür. İnsan karşısındakine verdiği değeri kelimenin tam anlamıyla göstermek isterse, kelleyi gözünden başlar. Göz kısmını soğutmadan yemeniz gerekir, bu yüzden de deyim bu bölüme atfen söylenir' diyerek açıklıyor. Bir vatandaş ise, 'Kellenin göz kısmını yemeden kelle yedim sayılmaz. Bu söz, kellenin özelliğinden gelir ve sevgi veya takdir belirtmek için kullanılır' ifadesini kullanıyor. Bu geleneksel ve kültürel anlatım, hem sofralarda hem de günlük konuşmalarda canlı kalmaya devam ederek, Anadolu'nun derin kültürel mirasının bir parçası olmaya devam ediyor.