Türkiye, dijital kuşatma ve siber tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Günümüzde geleneksel savaşların yerini dijital ve gayri nizami yöntemler aldı. Yabancı dijital medya platformları artık yalnızca iletişim aracı değil; ülkelerin güvenliğini ve istikrarını hedef alan aktörler haline geldi. Milyarlarca insanın verisini toplayıp işleyen bu mecralar, Türkiye’de reklam pazarını da büyük ölçüde ele geçirdi. 2024’te Google, Meta, YouTube, TikTok ve X gibi platformlara Türkiye’den yaklaşık 158 milyar TL reklam geliri aktarıldı.
Toplanan kişisel veriler, algı operasyonları, seçim manipülasyonları ve toplumsal kaosu körükleyen dezenformasyon amacıyla kullanılırken, denetimsiz algoritmaların kültürel erozyonu artırdığı ve Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla kendisine karşı yürüttüğü kuşatmayı finanse ettiği uyarısı yapılıyor. Yabancı dijital platformlar artık yalnızca iletişim ve reklam mecrası olmaktan çıkıp, Türkiye'nin ekonomik yapısı, toplumsal huzuru ve milli güvenliğini hedef alan stratejik aktörlere dönüşüyor.
Türkiye'deki dijital kuşatmanın boyutları artarken, uzmanlar ‘dijital egemenlik’ sağlanamazsa ülkenin kendi kaynaklarıyla kuşatmayı finanse etmek zorunda kalacağını vurguluyor. 2014’te yüzde 80 olan yerel medyanın pazar payı, 2024’te yüzde 26’ya düştü ve yabancı platformların payı yüzde 74 seviyesine yükseldi. Yabancı medya platformlarının Türkiye pazarından kazandığı para ise yaklaşık 158 milyar TL’ye ulaştı.
Bu veriler, seçim manipülasyonundan toplumsal huzursuzluğa kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Uzmanlar, kişisel verilerin analiz edilerek bireylere özel içeriklerle yönlendirme yapıldığını ve bu durumun milli güvenlik açısından ciddi riskler taşıdığını belirtiyor. Dijital platformlar ve yabancı istihbarat servisleri, bu verileri ‘toplumsal haritalandırma’ ve manipülasyon çalışmalarında kullanıyorlar. Devlet, kurumlar ve bireyler, dijital dünyadaki bu tehditlere karşı önlemler almak zorunda.
Takvim Gazetesi’nden uzmanların açıklamalarına göre, bu durumda güvenlik artık sınır kapılarında değil, sanal ortamda başlıyor. Güvenlik ve veri koruma önlemleri alınmadığı takdirde, Türkiye kendi kaynaklarıyla, kendi dijital kuşatmasını finanse eder hale gelebilir.