Türkiye’de define arama merakı son yıllarda ciddi biçimde artmaktadır. Bu yükseliş, sosyal medya platformlarının katkısıyla ülke genelinde hızla yaygınlaşıyor. Facebook ve Instagram’da kurulan gruplarda yüzlerce kişi, kaya ve eski yapı fotoğrafları paylaşarak “Burada bir şey çıkar mı?” veya “Bu işaret ne anlama geliyor?” diye soruyor. Bu ilginin artışıyla birlikte define ve altın arayanlar için kullanılan cihazlara olan talep de giderek büyüyor.
İddialı tanıtımlar ve reklamlar üzerinden satılan “5D yer altı görüntüleme sistemleri”, “uzun menzilli alan tarama cihazları” ve “lazer odaklı keşif teknolojileri” gibi ürünlerle ilgili talepler de artış gösteriyor. Bu cihazların, onlarca metre derinlikte altın veya mezar odalarını tespit edebildiği iddia edilirken, “kesin sonuç”, “garantili tespit” ve “derinlik kaybı olmadan tarama” gibi vaatler öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, bu cihazların çoğunun büyük oranda kurgu ve yanıltıcı olduğunu söylüyor.
Arkeolog Mesut Alp, organize organize yürütülen bu hayal ve manipulasyonun temelinde maddi kazanç ve umut dolandırıcılığı olduğunu belirtiyor. Alp’e göre bazı gruplar, belirli bölgelerde altın olduğu yönünde hikayeler uydurarak insanları hayal satmaya devam ediyor ve bu sektörü organize bir hale getiriyorlar. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte sahte keşif videoları ve uydurma başarı hikayeleri dolaşıma giriyor. Dedektör sektöründeki firmalar da bu sahte hikayelerle içerik üretip, satışları artırıyor. Çoğu zaman bu cihazlar Çin’den ucuza ithal edilip, yüksek fiyatlarla satılıyor ve sahte başarı hikayeleriyle insanların umutları pofpoflanıyor.
Son dönemde şiddetli bir furyaya dönüşen nehirlerde altın arama faaliyetleri de bu sahte ve gösteri amaçlı yöntemlerin bir parçası. Plastik düzenekler ve su pompalarıyla gerçekleştirilen bu gösteri aramalarında, genellikle küçük miktarda altın söylentileri yayılıyor ve sonra ekipman satışıyla devam ediliyor. Türkiye’de yaşayan definecilerden M.K. ve L.K., yıllardır define arayışıyla uğraşırken, sosyal medyada paylaşılan bilgilerin büyük oranda hayal ve yanılgılardan ibaret olduğunu söylüyor. M.K., kendi tecrübeleriyle farklı eserler ve takılar bulduğunu belirterek, bölgeleri ve yerleri bilmek için sosyal medyada sık sık kişilerden destek aldığını anlatıyor. L.K. ise kazı yapmak yerine, insanlara yer gösterdiğini ve bu işin büyük bir organize suç haline dönüştüğünü vurguluyor.cepte kazma kürek taşıyanların ceza ve yasal yaptırımlarla karşılaşabileceğini belirten uzmanlar, izinsiz kazı ve define araştırmaları için ciddi cezalar öngörüyor. Türkiye’de altın üretimi ve ithalat da artarken, kaçak kazı ve tarihi alanların tahribi de devam ediyor. Son örnek olarak Denizli’deki 300 yıllık tarihi hamama yapılan kaçak kazı tespit edildi ve yapı zarar gördü. Bu gelişmeler, define tutkunlarının ve organize hayal tacirlerinin toplum ve tarihi açıdan ciddi riskler taşıdığını gösteriyor.