Danimarka Dışişleri Bakanı Rasmussen, İngiltere ve Grönland meseleleriyle ilgili önemli açıklamalar yaptı.Resmi temaslar kapsamında İngiltere'de bulunan Lars Lokke Rasmussen, Sky News'e verdiği mülakatta İngiltere-Başbakanı Keir Starmer'a Grönland ve Arktik bölgesiyle ilgili destek ve görüşlerini aktardı. Rasmussen, İngiltere'nin ABD ile yakın ilişkileri ve prensiplerine vurgu yaparak, 2026'da yaşadığımız bu dönemde insan ticareti gibi kırmızı çizgilerin korunması gerektiğini belirtti. İngiltere'nin bu prensipleri savunmasının oldukça önemli olduğunu söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland’ı istemesi konusuna da değinen Rasmussen, İngiltere'nin her şartta Danimarka'nın yanında duracağına inandığını ifade etti. Geçen hafta Trump ile yaptıkları görüşmeye değinen Rasmussen, Başkan Trump'ın samimi şekilde Grönland'ı istediğini ve kendilerinin kırmızı çizgilerinin bu olduğunu net şekilde ilettiklerini belirtti. Ayrıca, Arktik bölgesinde güvenliği sağlamak adına iletişimi sürdürmek ve çözüm yolları aramak gerektiğine dikkat çekti.
Rasmussen, diyalog ve diplomasi vurgusu yaparak, sosyal medyanın dışındaki platformlarda görüşmelerin devam etmesi gerektiğini ifade etti. 1951 anlaşması gibi uluslararası antlaşmalar çerçevesinde çözümler aranabileceğini belirten Rasmussen, NATO ve ABD’den de bölgedeki tehditleri ve garantileri güçlendirmelerini istedi. Çin yatırımlarına izin vermeme gibi konuların da tartışmaya açık olduğunu dile getiren Rasmussen, 'Her sabah yeni tehditlerle karşılaşmak hiç kolay değil' dedi. Ayrıca, NATO ve Avrupa Birliği'nin temel prensipleri doğrultusunda hareket edilmesi, güç kullanmadan hedeflere ulaşılması gerektiğine vurgu yaptı.
Rasmussen, Amerikan Başkanı ve müttefikleriyle Grönland konusundaki beklentilerini paylaşırken, Danimarka'nın hassasiyetlerini ve egemenlik haklarını koruduklarını vurguladı. Londra'da yaptığı açıklamalarda ise, ABD’nin Grönland’a yönelik girişimlerinin provokasyon amacı taşımadığını, aksine endişelerin giderilmesine yönelik olduğunu belirtti. Son olarak, bölgedeki ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygının altını çizerek, iletişim ve işbirliğinin önemine dikkat çekti.