Türk çelik sektörü dünya sıralamasında önemli bir konumda yer alırken, ihracat ve üretim hedefleri doğrultusunda büyük adımlar atıyor.Serkan Arman - Dev asma köprülerden mutfaktaki çatala kadar hayatın her noktasında yer alan çelik, Türk ekonomisinin güçlü lokomotifleri arasında bulunuyor. Küresel piyasalarda fiyatlar ve ticaret dengeleri sürekli değişse de Türk üreticiler esnek yapılarıyla piyasalarda kalmaya devam ediyor.
Dünya çelik ticaretinin önemli merkezlerinden Düsseldorf’taki Wire & Tube 2026 Fuarı’na Türk firmaları yoğun ilgi gösterdi. Çelik İhracatçıları Birliği’nin (ÇİB) katılımıyla, 197 Türk firması bu önemli platformda yer aldı. Türkiye’nin çelik üretiminde dünyada 7. sırada ve Avrupa’da ilk sırada olduğunu belirten sektör temsilcileri, 2025 yılında 38 milyon tonluk üretim ve 19 milyon ton ihracat hedeflerine ulaşmayı planlıyor.
Sektör temsilcileri, Avrupa’ya olan yakınlığın avantajlarına dikkat çekerek, gemi ulaşımıyla kısa sürede teslimat yapabildiklerini söylüyor. Hindistan, Vietnam ve Tayvan gibi ülkelerle karşılaştırıldığında, navlun sürelerinin 25-30 günü bulduğunu ve jeopolitik risklerin burada önemli rol oynadığını vurguluyorlar. Türkiye’nin hem kalite hem de hız açısından tercih edilen bir pazar olduğunu belirten uzmanlar, hızlı karar alma ve termin süreleriyle öne çıktıklarını ifade ediyor.
Yılmaz, 2026 yılı için 20 milyon ton ihracat ve 17 milyar dolar ciro hedeflerinden sapma olmadığını, sektörün her türlü zorluğa rağmen hedeflerine ulaşmaya güçlü şekilde devam edeceğini söylüyor. Alternatif pazarlar arayışlarının sürdüğünü ve Avrupa pazarındaki olası daralmalara karşı hazırlıkların devam ettiğini kaydetti.
Küresel jeopolitik ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, sektör maliyetlerini etkiliyor. Deniz taşımacılığında navlun fiyatlarının yüzde 30 ile 40 arası arttığını belirten Yılmaz, hammadde ve enerji maliyetlerinin yükselmesine dikkat çekiyor. Bu zorlukları aşmak için yeşil dönüşüm yatırımlarının hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. Yatırımlar sayesinde enerji ihtiyacının yüzde 15-20’sinin güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklardan karşılanması planlanıyor. Ayrıca Avrupa Birliği’nin kota ve ek vergileri ise sektör için en büyük risk faktörleri olarak öne çıkıyor. Türk ihracatçıları, diplomatik temaslar ve Gümrük Birliği çerçevesinde engellerin aşılması için çalışmalarını sürdürüyor.