Almanya’nın ekonomik rekabet gücü uzun süredir uluslararası arenada güçlü kalmayı sürdürüyor. Alman Ekonomi Enstitüsü (IW)’nün güncel hesaplamalarına göre, ülkenin nominal gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYH) 2022’de yaklaşık 5,1 trilyon dolara ulaşarak, ABD ve Çin’in ardından üçüncü sıradaki konumunu korudu. Bu gelişme, Almanya’nın küresel ekonomideki yerini sağlamlaştırırken, uzmanlar ekonomik yapıya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuyor.
IW’nin analizlerine göre, ABD 30,7 trilyon dolar ile ilk sırada yer alırken, Çin 19,5 trilyon dolarla ikinci konumda bulunuyor. Japonya ise 4,43 trilyon dolarlık GSYH’siyle dördüncü sırada yer alarak, 2024’te Almanya’ya bu unvanını devretmişti. Bu sıralama, ekonomilerin büyüme ve güç dengeleri üzerindeki etkisini gösteriyor. Uzmanlar, Japonya ve Almanya’nın benzer yapısal sorunlarla mücadele ettiğine dikkat çekiyor.
Michael Grömling, Alman Ekonomi Enstitüsü’nden, küresel korumacılık, artan gümrük vergileri, Çin’den gelen artan rekabet ve yaşlanan nüfusun Almanya ve Japonya ekonomileri üzerindeki baskıya neden olduğunu söylüyor. Bu iki ülkenin uzun süredir daha dinamik büyüyen büyük ekonomilerin gerisinde kaldığını belirtiyor.
ABD ve Çin’in yüksek teknoloji ve yapay zeka alanlarındaki liderliğine vurgu yapan Grömling, Almanya’nın güçlü endüstri temeli, kalifiye iş gücü ve araştırma-geliştirme odaklı şirketleri sayesinde 2026 yılına kadar üçüncü sıradaki konumunu koruyabileceğine inanıyor. Ayrıca, ekonomik büyümenin sınırlı kalacağı ve temkinli seyredeceği öngörüsünde bulunuyor. Önümüzdeki yıllarda, hızla büyüyen ve dünya nüfusu 1,5 milyarı aşan Hindistan'ın, on yıl içinde Almanya’yı geride bırakabileceğine dikkat çeken Grömling, bu gelişmeyi bir kayıp olarak görmüyor. Ekonomik güç dengesindeki bu değişimden, Almanya’nın avantaj sağlayabileceğine işaret ederek, Hindistan ile ticari ilişkilerin geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını söylüyor.