Türkiye'nin yeni gelişmiş balistik füzesi Tayfun, bölgedeki güç dengelerini köklü bir biçimde değiştirecek nitelikte. Yunanistan merkezli Newsbeast sitesinde kaleme alan analizde, Georgios Sarris, Tayfun'un 2500 kilometrelik menzili ve hipersonik hızının Atina için stratejik kırılma noktası oluşturduğunu belirtti. Bu gelişme, Yunan savunma stratejisinde yeniden gözden geçirme ve bölge güvenliğinin sağlanması adına önemli bir uyarı niteliğinde.
Sarris'e göre, Tayfun'un Mach 8 hızındaki performansı ve yaklaşık 70 metre dairesel hata olasılığıyla, Yunanistan'ın tüm topraklarının menzil içinde olduğunu vurguluyor. Bu, Korfu ve Diapontia Adaları gibi bölgeleri bile potansiyel tehdit altına sokuyor ve Yunanistan'ın savunma kapasitesini ciddi anlamda sınayacak bir gelişme. Ayrıca, bu füzenin yüksek hareket kabiliyeti ve çok hedefli harp başlığı, olası saldırılarda kritik askeri altyapıların devre dışı bırakılmasını mümkün kılıyor.
Sarris, gelişmiş sensör teknolojisi ve yüksek hızını kullanarak, Tayfun'un hava savunma sistemlerinden kaçınma kabiliyetine sahip olduğunu ve bu özelliklerle, bölge stratejilerinde yeni bir çağı başlattığını söylüyor. Türkiye'nin bu adımı, bölgedeki güç dengesini yeniden çizmek ve caydırıcılığını artırmak amacı taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin 560 kilometrelik menzile sahip füzeleri test edilsede, Tayfun’un 2500 km’lik menzili, özellikle İzmir’den Atina’ya olan mesafelerin bile çok uzağında olması, Yunanistan'ın stratejik planlarını acil olarak gözden geçirmesine neden oluyor.
Yunan analistler, bu gelişmeleri takip ederek, Yunan savunma altyapısında acil ve köklü değişiklikler yapılması gerektiği görüşünde. Mevcut envanterler, Türkiye’nin bu yeni ve güçlü silah sistemine karşı yetersiz kalıyor ve ABD’den alınması planlanan uzun menzilli seyir füzeleri ile balistik sistemlerin edinişinin kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Sarris ayrıca, Türkiye'nin iç bölgelerindeki hedefleri vurabilme kabiliyetini kazanması halinde, stratejik dengenin tamamen değişebileceğine dikkat çekiyor. Aksi halde, Yunanistan'ın stratejik avantajlarını kaybetme riski en yüksek seviyeye ulaşabilir. Bu nedenle, bölgesel güvenlik ve caydırıcılık, yeni nesil harp teknolojileriyle yeniden şekilleniyor ve bölge ülkeleri yeni gelişmelere göre hareket etmek zorunda kalacak.