Olay, 13 Şubat Cuma günü saat 17.15 sıralarında Şişli Mecidiyeköy'de gerçekleşti. İstanbul Güven Timleri Şube Müdürlüğüne bağlı B Bölge Güven Timleri, şüphelendikleri bir çifti durdurdu.Kimlik kontrolü sırasında, Abdülhamit K. adına sahte içerikli kimlikle durumu kontrol eden polis memuru, yaklaşık 1,5 yıl önce aynı kişiyi aynı bölgede tanımıştı. Bu dikkat, şüphelinin kaçışını engelledi.
Polislerin fark ettiği detay, şüphelinin kimlikteki ismiyle elinde bulunan dövmede yazan ismin farklı olmasıydı. Dövmedeki isim farklı ve dikkat çekiciydi. Polisler, durumu çözmeye çalışırken şüpheli kaçmaya başladı ve yaklaşık 1 kilometrelik takip sonucu yakalandı. Yapılan incelemede, şüphelinin gerçek kimliğinin Muhammed A. olduğu ve 19 yıldan fazla hapis cezası bulunduğu ortaya çıktı.
Yapılan araştırmalar, şüphelinin yapay zeka kullanarak kendi yüzüyle akrabasının yüzünü birleştirdiği ve bu sayede sahte kimlik çıkardığına işaret etti. Gerçekçi fotoğraflar oluşturan bu yöntemi kullanarak polis ve biyometrik sistemleri atlatmayı başardı. Uzmanlar, bu gelişmelerin ileride suçların önlenmesinde yeni tehlikeler doğurabileceğine dikkat çekiyor.
İçeriğe dair açıklamalarda bulunan Siber Güvenlik Uzmanı Osman Demircan, yapay zekanın sınırların çok ötesine geçtiğini ve gerçekliği birebir yansıtan sahte fotoğraflar oluşturmanın kolaylaştığını belirtti. Ayrıca, kurumsal kimlik doğrulama süreçlerinde yeni önlemler alınması gerektiğine vurgu yaptı. Demircan, gelecekte bu teknolojilerin daha da gelişeceğini ve önlemler alınmazsa sahtekarlıkların artacağını söylüyor.
Güvenlik uzmanları, yapay zeka destekli sahte kimlik ve fotoğrafların, özellikle devlet kurumlarında alınacak biyometrik önlemlerle engellenebileceğine inanıyor. Kimlik başvurularında görevli personelin doğrudan biyometrik cihazlar kullanması, önümüzdeki yıllarda bu tarz sahtekarlıların önüne geçebilir. Uzmanlar, bu yeni teknolojilerin kötüye kullanılmaması için ciddi tedbirler gerektiğini vurguluyor.
Son olarak, yapay zekanın basit komutlarla çok yüksek çözünürlükte ve gerçekçi sahte fotoğraflar oluşturabildiğine dikkat çeken Demircan, herkesin erişebildiği bu platformların güvenlik açısından tehlike oluşturduğunu söylüyor. Bu gelişmeler ışığında, suçluların polisten ve yüz tanıma sistemlerinden kaçmasının giderek zorlaşacağı öngörülüyor.