Sosyal medya fenomenlerinin büyük bir bölümü yapay zekâ ürünüdür ve gerçekle ilgisi yoktur.Jessica Foster gibi askeri üniformayla ABD Başkanı Trump’ın yanında yer aldığı görüntüler milyonlarca kez izlenmişti. Daha sonra ortaya çıktı ki, Foster tamamen yapay zeka tarafından tasarlanmış bir karakterdi. Aynı şekilde Trump’ı destekleyen MAGA hareketi modeli Emily Hart’ın da gerçek olmadığı belirlendi. Hindistan’da yaşayan ve ailesinden harçlık çıkarmak isteyen genç bir tıp öğrencisi tarafından yaratılan Emily, Google’ın yapay zekâ sistemi Gemini’nin yönlendirmeleriyle tasarlandı ve abonelikler sayesinde kazanç sağladı.
Sanal fenomenler arasında Ana Zelu ve Milla Zofia gibi isimler de bulunuyor. Ana Zelu, ABD ve Avrupa’dan görüntülerle 300 bin takipçiye sahip olup lüks yaşam tarzını sergiliyor. Kalp ve alev emojileriyle övgü alan Ana Zelu’nun gerçek olup olmadığı bilinmiyor. Milla Zofia ise şarkı söyleyerek, dudak hareketleriyle sanal videolar üreterek büyük ilgi görüyor; takipçileri ona “büyük aşkım” gibi mesajlar gönderiyor.
Psikoterapist Jonathan Alpert’e göre, insanların bir şeye bağlanması için onun gerçek olması şart değil. Uzmanlar, bu oluşumların beynimize anlamlı bir etki yapabildiğini söylüyor. Dijital aldatmacayla mücadele eden uzmanlar ise, bazı karakterlerin algoritmalar tarafından tespit edilip edilmediği konusunda farklı görüşler dile getiriyor.
Adli psikolog Carole Lieberman, sanal karakterlerin popülaritesinin büyük oranda yalnızlık hissine bağlı olduğunu belirtiyor. Lieberman’a göre, insanlar anlatılanların gerçek olmadığı bilinse bile, bu karakterlerle etkileşime geçmekten vazgeçmiyor. Bu durum, insanlığın duygusal ihtiyaçlar ve teknolojik gelişmeler arasındaki karmaşık ilişkisinin yeni bir boyutunu gösteriyor.