ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) gizli raporu, Venezuela politikasında önemli bir dönüm noktası olabileceğine işaret ediyor. Raporun detayları ve içerdiği değerlendirmeler, Venezuela’daki iktidar değişikliğini ve ABD’nin yaklaşımını yeniden şekillendirecek olası gelişmeleri gözler önüne seriyor. Wall Street Journal’ın özel haberine göre, raporda Maduro’nun yarışını kaybetmesi halinde ülkede istikrarı sağlayabilecek en güçlü isimlerin, Maduro’ya sadık yüksek rütbeli isimler olduğu sonucuna varıldı. Bu isimler arasında öne çıkan figürler arasında Devlet Başkanı Yardımcısı Delcy Rodriguez’in de yer aldığı belirtiliyor. Rapor, Washington’daki geleneksel muhalefet destek yaklaşımından farklı bir perspektif sunuyor. Gizlilik şartıyla konuşan yetkililere göre, rapor doğrudan Başkan Trump’a iletildi ve sınırlı sayıda ulusal güvenlik yetkilisiyle paylaşıldı. Bu değerlendirmeler, Trump yönetiminin Venezuela politikalarında belirleyici bir rol oynadığına işaret ediyor.
İddialara göre, CIA raporu, Trump’ın uzun süredir desteklenen muhalefet lideri María Corina Machado yerine, Maduro’nun en güçlü iç isimlerinden Delcy Rodriguez’e yönelmesini temel nedenleriyle açıkladı. Washington, hızla değişebilecek konjonktürel koşullar altında, ani bir iktidar değişikliğinin ülkedeki kaosa ve ABD çıkarlarına zarar verebileceği endişesiyle, daha kontrollü bir geçiş senaryosunu benimsemeye yöneliyor. Beyaz Saray ise iddialar hakkında resmi bir doğrulama yapmaktan kaçındı. Sözcü Karoline Leavitt, Trump ve ekibinin Venezuela’yı kendi çıkarlarına uygun hale getirmek için gerçekçi kararlar almaya devam ettiğini belirtti. Bu gelişmeler, ABD’nin Venezuela politikasında köklü bir yön değişikliği olup olmadığını tartışmaya açtı.
Geçmişte ABD’nin Venezuela’yı hedef alan operasyonları ve 1989 Panama işgali gibi örnekler, bölgedeki güç dengesinin kırılganlığını bir kez daha hatırlatıyor. Venezuela’da 3 Ocak’ta yaşanan patlamalar ve ABD’nin suçlamaları, bölgedeki karmaşık durumu ortaya koyuyor. Maduro ve ekibi ise, saldırılar ve uluslararası tepkilere rağmen, ABD’nin saldırgan tutumunu kınadı ve direnmeye devam etti. Bu gelişmeler, bölgesel ve küresel güç dengelerinde yeni bir sayfanın açılabileceğine dair işaretler taşıyor.