Güneş Sistemi’ne giren 3I/ATLAS nesnesine ulaşmak, hız rekorlarını kırmaya hazırlanan yeni uzay teknolojileriyle mümkün olabilecek gibi görünüyor. Uzayda yapılan son araştırmalar, kuyruklu yıldız mı yoksa farklı bir kökene sahip mi olduğu tartışmalarına yol açarken, uzmanlar yeni navigasyon ve manevra teknikleriyle bu nesneye ulaşma planları üzerinde çalışıyor. Merkezi Birleşik Krallık’ta bulunan 'Yıldızlararası Çalışmalar Girişimi', yaklaşık 500 kilogramlık bir uzay sondasının Güneş’in kütle çekimi mancınık etkisinden yararlanmasını planlıyor. Bu teknoloji, aracın hızını büyük ölçüde artırabilir ve hedef nesneye ulaşma süresini kısaltabilir.
Uzmanlar, Güneş’e yakın geçiş sırasında kullanılması planlanan 'Oberth etkisi' ile aracın kinetik enerjisini artırmayı hedefliyor. Bu yöntem, bir uzay aracının güçlü bir yerçekimi alanına daldığında roket motorlarını ateşleyerek yüksek hızlara ulaşmasını sağlıyor. Astrofizikçi Dr. Alfredo Carpineti, elde edilen bilgiler ışığında, bu teknik sayesinde en hızlı uzay aracını geliştirilmenin mümkün olacağını söylüyor. Planlanan rota ise, ilk aşamada Jüpiter’e yönlendirilerek gaz devinin kütle çekimi kullanılarak hızın yaklaşık 68 milyon mil uzaklıktaki hedefe ulaşması öngörülüyor.
Ancak bu teknikle hedefe ulaşmak zaman alabilir ve 2035 yılında fırlatılacak sondanın 2085’te 3I/ATLAS’a erişmesi bekleniyor. Uzmanlar, aracın gövdesinin yüksek sıcaklıklara dayanıklı malzemelerden yapılması ve karbon kompozit ile aerojel kaplanması gerektiğinin altını çiziyor. Ayrıca, nesnenin oldukça hızlı hareket etmesi ve gözlemlerin zorlaşması nedeniyle, 3I/ATLAS’ın yörüngesine tam olarak girmesi zaman alabilir. Dr. Carpineti, yeni kitabında bu tekniklerin şu anki projeksiyonların ötesinde başarısız olma ihtimaline rağmen, yıldızlararası nesneye yaklaşmanın yıllarca sürebileceğine dikkat çekiyor, çünkü nesne çok daha hızlı hareket ediyor.