Uluslararası sistem içindeki kırılganlıklar ve Türkiye'nin bu ortamda üstlendiği rol, günümüz küresel gündeminin en önemli konularından biri haline gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen 5. Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nde konuşan Yılmaz, dünya genelinde yaşanan krizlerin ve bölgesel gelişmelerin etkilerini detaylı şekilde değerlendirdi. Yılmaz, küresel ve bölgesel krizlerin birbirini tetiklediği, uluslararası hukukun ve sistemin zayıfladığı bu dönemde, Türkiye'nin stratejik duruşunun ve barış çabalarının önemini vurguladı.
Yılmaz, uluslararası sistemin adalet üretme ve istikrar sağlama kapasitesinin ciddi anlamda aşındığını belirterek, belirsizliklerin arttığı bu küresel ortamda ekonomik ve siyasi dengelerin değiştiğine dikkat çekti. Kurallara dayalı sistem söylemlerinin yerini güç siyasetine bıraktığını aktaran Yılmaz, güven, meşruiyet ve anlatının sorgulandığını dile getirdi. Ayrıca, İsrail/ABD ile İran savaşının bölgesel ve küresel etkilerini anlatırken, çatışmanın insani, ekonomik ve çevresel maliyetlerine vurgu yaptı. Türkiye'nin, öncelikle ateşkes ve diplomasiyi temel alan barış çağrılarını her platformda dile getirdiğine dikkat çekti.
İran'da yaşanan gelişmeler ve İsrail'in Gazze'deki saldırıları, bölgedeki istikrarı tehdit etmeye devam ederken, Yılmaz, Mescid-i Aksa ve Kudüs'e yapılan saygısızlıkların temel haklara aykırı olduğunu ve büyük bir ihanet olduğunu sözlerine ekledi. Dijitalleşmenin ve yapay zekanın dezenformasyonu artırdığına değinen Yılmaz, algoritmalar ve platformların toplumu nasıl yönlendirdiğini ve iç siyasette güven kaybını nasıl derinleştirdiğine dikkat çekti. Ayrıca, iletişim altyapılarına yapılan müdahalelerin bilgi akışını engellediğine ve gazetecilerin çalışmalarını zorlaştırdığına işaret etti. Bütün bunların, bilgi boşluklarını manipülatif içeriklerle doldurma riskini artırdığını belirtti.
Yılmaz, stratejik iletişimin iç güvenliğin ve devletlerin direncinin temel unsuru olduğunu vurgulayarak, doğru bilgiye ulaşmanın ve dezenformasyona karşı direnç geliştirilmesinin önemini vurguladı. Uluslararası işbirlikleri ve çok aktörlü iletişim modellerinin giderek daha fazla ön plana çıktığını belirterek, hakikatin korunmasında küresel çabaların ortak hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Son olarak, liderliğin kriz zamanlarındaki önemine değinen Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinin, yüksek çatışma ortamlarında barış için atılması gereken adımların anahtarı olduğunu söyledi. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu, Afrika ve Balkanlar’da Türkiye’nin barış ve istikrar için gösterdiği tutumu örnekledi. Yılmaz, Türkiye’nin, bölgesel ve küresel krizlerde sorumlu ve barışçı bir tutum sergilemeye devam edeceğini belirtti ve Türkiye’nin hem Doğu hem de Batı ile diyalog kurabilme kapasitesinin, barış ve istikrarın anahtarı olduğunu sözlerine ekledi.