İsrail'in bölgesel güvenliğini tehdit eden yeni gelişmeler dikkat çekiyor. Israel Hayom'da yayımlanan analiz, Türkiye'nin son dönemdeki askeri hamleleri, insansız hava araçları ve deniz gücündeki artışın Tel Aviv için yakından izlenmesi gereken stratejik bir tehdit haline geldiğini belirtti. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri ve Türkiye'nin genişleyen deniz kapasitesi, İsrail açısından bölgesel caydırıcılık açısından önemli bir değişime işaret ediyor.
Analizde, İsrail güvenlik kurumlarının Türkiye'yi resmi düşman kategorisinde görmese de "yön değişimine açık devlet" olarak tanımladığı ve olası bölgesel krizlerde Türkiye'nin adımlarının endişeyle izlenmesi gerektiği vurgulandı. İsrail'in iç siyasette yaşanan karışıklıklar ve güvenlik planlarındaki gecikmelerin ise stratejik hazırlık kapasitesini zayıflattığı eleştirildi. Ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump'ın tutumunun bölgesel hareket alanını kısıtladığı da analizlerde yer aldı.
Deniz gücü açısından ise Türkiye'nin donanma kapasitesindeki büyük artış, NATO'nun ikinci en büyük kara ordusuyla paralel şekilde bölgedeki üstünlüğünü pekiştiriyor. Çok sayıda savaş gemisi, denizaltı ve yerli deniz sistemi geliştiren Türkiye, stratejik bağımsızlığını güçlendirmeye devam ediyor. İsrail'in ise daha küçük ve less kapasiteye sahip deniz güçleri ile karşılaştırıldığında, farkın şaşırtıcı olmadığı ortaya kondu. Bu farklılık bölgesel caydırıcılık açısından önemli bir avantaj sunuyor.
Analizde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de nüfuzunu artırmaya devam edeceği, geri adım atmayı düşünmediği belirtildi. Libya ile imzalanan deniz hukuku anlaşması ve bölgedeki güç dengesinin değişimi, İsrail için stratejik risklerin arttığını gösteriyor. Ayrıca, iç siyasette yaşanan karmaşa ve askeri planlamadaki gecikmelerin, bölgesel tehditlerin önüne geçemediği ifade edildi. Son olarak, ABD'nin bölgesel tutumu ve Tel Aviv üzerindeki baskısının bölgesel hareket alanını zorladığı vurgulandı.