Türkiye’nin Somali ve Afrika’daki varlığı hızla güçleniyor. 15 Şubat'ta çağrı bey derin deniz sondaj gemisinin Somali açıklarına yola çıkmasıyla başlayan bu süreç, Ankara’nın bölgedeki stratejik hedeflerinin önemli bir parçası olarak görülüyor. Bloomberg’e göre, Somali’de yürütülen ortak petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri, Türkiye’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme planında kritik bir adım olurken, aynı zamanda kıtada son yirmi yılda genişlettiği sivil altyapı, savunma sanayii ihracatı ve askeri yardımların yeni bir boyutunu temsil ediyor.
Haberde, Türkiye’nin yaklaşımları Çin ve Rusya’dan farklı olarak, askeri iş birlikleri, ticari anlaşmalar ve diplomatik angajmanı içeren “orta yol” bir stratejiyi benimsediği vurgulanıyor. ABD basını ise Ankara merkezli Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Merkezi Direktörü Serhat Erkmen’in, Türkiye’nin Doğu Afrika’da enerji ve uzay odaklı uzun vadeli hedeflerle hareket ettiğini ve askeri gücünü bölgedeki kalıcı varlıklar için kullandığını belirttiğine dikkat çekiyor.
Türkiye’nin Afrika’daki girişimleri çok boyutlu bir resmi ortaya koyuyor. Nijer’de sağlık ve su projelerine yatırım yapılırken, Sudan’da yenidoğan bakım üniteleri ve liman geliştirmeleri hayata geçirildi. Ancak en belirgin etkiler Somali’de görülüyor; Ankara, Mogadişu’da büyük bir askeri üssü işletiyor ve son dönemde F-16 savaş uçakları, tanklar ve helikopterleri bölgeye sevk etti. Aynı zamanda Somali’de bir Türk deniz üssü, balistik füze test sahası ve ilk uzay limanı projesi geliştiriliyor; temel atma törenleri gerçekleştirildi. Ayrıca sivil altyapı alanında okul, hastane ve havaalanı inşası ile bölgede güçlenen Türk varlığı, 2024’te Etiyopya ile Somali arasındaki gerilimlerin azaltılmasına yönelik girişimleri de kapsıyor.
Türkiye’nin Afrika’daki varoluşunun temel amacı, Kızıldeniz koridorunda güç dengelerini değiştirmeye yönelik. Erdoğan, Etiyopya ziyaretinde İsrail’in Somaliland’i tanımasını eleştirerek, bölgenin yabancı güçler arasında çatışma alanı olmaması gerektiğini vurguladı. Bu gelişmeler, bölgedeki güç dengeleri ve bölgesel istikrar açısından önemli bir dönüşümün sinyallerini veriyor.