Türkiye, savunma sanayisinde kazandığı özgün teknolojilerle küresel çapta adından söz ettiriyor. Bakan Kacır, canlı yayında yaptığı açıklamalarda insansız hava araçlarının savaş alanlarındaki önemin giderek arttığını vurguladı. Çok hızlı üretilebilen ve sürü halinde görev yapan bu otonom sistemler, ülkemizin savunmadaki gücünü katladı. Türkiye, insansız hava araçlarında dünya liderliği hedefleriyle ilerlerken, Baykar, TUSAŞ ve ASELSAN gibi firmalar artık farklı ürünler geliştirerek bu alanda önemli adımlar atıyorlar. Günümüzde, askeri insansız hava aracı pazarının yüzde 65'ini Türkiye kontrol ediyor ve bu başarının büyük kısmı Baykar'ın ürünlerine dayanıyor.
Kacır, Türkiye'nin ürün geliştirme hızını överek, ülkede birkaç haftada yeni özgün ürünlerin ortaya çıktığını belirtti. Ayrıca insansız sistemler, füze teknolojileri ve radar sistemleri gibi alanlarda ciddi geliştirmeler yapıldığını dile getirdi. Önümüzdeki dönemde, seri üretimin daha da ileri seviyeye taşınması ile bu teknolojilerin başta ordumuz olmak üzere tüm savunma güçlerimizin kabiliyetlerini artıracağını söylüyor. Türkiye'nin hava savunma sistemleri, teslim edilen ve envanterde yer alan aktif unsurlarla güçleniyor. Kacır, Türkiye'nin bu alandaki özgün yolculuğunu ve dünya çapında pek çok ülkenin ötesine geçerek kendi teknolojisini geliştirdiğine vurgu yaptı.
Türk savunma sanayisinin yaklaşık 20 yıllık milli füze projeleri ve üretim kabiliyetleriyle, sınırlarımızı koruma ve saldırılara karşı caydırıcılık seviyemizi yükseltiyoruz. Tayfun hipersonik balistik füzesinin seri üretimi devam ederken, seyir füzeleri ve hava-hava füzelerinde de ilerleme kaydedildi. ASELSAN'ın radarı ve TÜBİTAK SAGE'nin geliştirdiği Gökdoğan ve Bozdoğan füzeleri, Türkiye'yi hava-hava füze teknolojisinde öncü yapıyor. Türkiye, insansız hava araçlarından hava-hava füzelerine kadar birçok alanda dünya standartlarını zorluyor ve ilerliyor.
Türkiye'nin güçlü savunma stratejisinin temelinde, milletimizin tarih boyunca taşıdığı misyon ve liderimizin vizyonu yatıyor. Kacır, barış için güçlü olmamız gerektiğini belirterek, caydırıcı kuvvetleri en üst seviyeye çıkardıklarını ifade etti. Bu sayede, hiç kimsenin Türk toprakları üzerinde gözü olmadığını ve saldırı durumunda karşılık verilebileceğini vurguladı. Türkiye, hem diplomatik hem de askeri alanda yaptığı çalışmalarla, milli gücünü artırmaya devam ederek, bölgesinde ve dünyada barış ve istikrarın teminatı olmaya kararlıdır.