İsrail medyası, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu ve askeri gücünü dünya gündemine taşıdı. İsrail yayın organlarından Kanal 14'te (C14) yayınlanan Dror Balazada imzalı 'Sultan Erdoğan' belgeselinin ikinci bölümünde, Gazze'nin geleceği ve olası Türk askeri varlığı üzerine kapsamlı analizler yapıldı. Belgeselde, ABD'nin barış planı kapsamında Türk askerinin Gazze'ye girmesi olasılığı İsrailli uzmanlar tarafından endişeyle karşılandı.
Türkiye uzmanı Dr. Hay Eytan Cohen Yanarocak, Türk askerinin Gazze'ye girişinin İsrail için 'stratejik bir hata' olacağını belirtti. Yanarocak, Türk ordusunun bölgedeki kalıcı varlığının ciddi endişe yarattığını ve sınır ötesi operasyonların bölgedeki istikrarı tehlikeye attığını ifade etti. Olası Gazze müdahalesiyle ilgili yaptığı açıklamada, 'Kendimizi çatışma içinde bulabiliriz' dedi.
Belgeselde, Türkiye'nin Irak, Suriye, Libya, Somali ve Katar'daki askeri üsleri de İsrail'in çıkarlarına tehdit olarak yorumlandı. Bir uzman, Türk askerinin bölgeye girişini 'kedinin ciğere bakması' benzetmesiyle eleştirerek, İsrail'in kesinlikle izin vermemesi gerektiğini dile getirdi. Uzmanlar, Erdoğan'ın esas amacının sahada asker bulundurmak olduğunu ve bunun sonunda çatışmalara yol açabileceğini vurguladı.
Bir başka uzman ise, NATO ve Batı'nın Türkiye'ye duyduğu bağımlılığı hatırlatarak, 'Batı da NATO da Rusya meydan okuması nedeniyle Türkiye'ye çok muhtaç. Bu nedenle NATO'nun dağılması veya Türkiye'nin NATO'dan kopması mümkün değil' açıklamasında bulundu. Ayrıca belgeselde, Türkiye ile İsrail arasında yaşanacak olası bir çatışmada, savaşların kinetik değil, bölgesel nüfuz mücadelesi şeklinde devam edeceği öngörüsü paylaşıldı.
İsrail uzmanı Dr. Alion Liel, Türkiye'nin Suriye'deki radar sistemleriyle bölgesel istihbaratını geliştirdiğine dikkat çekerek, 'Türkiye'nin hamlesi İsrail'in hareket özgürlüğünü tehdit ediyor. İsrail topraklarının neredeyse tamamı şu anda Suriye ve Türkiye'nin gözetimi altında' dedi. Bu gelişmeler, bölgedeki güç dengelerinin yeni bir aşamaya geçtiğine işaret ediyor.