Güç zırhı Türkiye’de: Bu olayın nasıl gerçekleştiğine inanmak güç başlıklı analizde, İsrail'in bölgesel güvenlik tutumundaki değişiklikler ve Türkiye'nin hızlı askeri gelişmeleri ele alınıyor. ABD-İran ilişkeleri ve bölge stratejilerinin yeni formüllerle şekillendiği bu dönemde, İsrail'in kuzey sınırındaki güvenlik alarmı yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Analize göre, Türkiye’nin askeri ve teknolojik atılımları bölgesel dengeleri ciddi şekilde etkileyecek boyutlara ulaşmış durumda.
Maariv, Türkiye'nin NATO'nun ikinci en büyük ordusuna sahip olduğunu belirtiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaklaşık 480 bin aktif personeli ve çeşitli yedek kuvvet altyapısı ile birlikte, envanterinde yaklaşık 2 bin 200 tank bulunduğu vurgulanıyor. Bunlar arasında yaklaşık 300 Leopard 2A4 ve 900 Patton tankı ile, ülkenin kendi geliştirdiği ALTAY tankı yer alıyor; bu da kara kuvvetlerinin güç ve kabiliyetlerini artırıyor.
Türkiye'nin savunma sanayinde kaydettiği ilerleme ise dikkate değer. Analize göre, ülke modern ve gelişmiş bir güvenlik altyapısı kurdu ve bunu ekonomik büyümenin önemli bir parçası haline getirdi. Ayrıca askeri teknolojilerde ulaşılan seviyenin, bölgesel güç dengelerini önemli ölçüde etkilediği belirtiliyor. Bayraktar TB2 gibi insansız hava araçları ise özellikle Dağlık Karabağ, Libya ve Ukrayna’da gösterdiği üstün performansla küresel savunma pazarında önemli bir yer edindi.
Türk ordusunun saha tecrübesi ise oldukça yüksek. Katar, Somali, Kuzey Kıbrıs, Libya ve Suriye’deki askeri varlıklar ve Irak’ın kuzeyindeki operasyonlar sayesinde Türk komandoları şehir savaşlarında ve dağlık alanlarda geniş tecrübe kazandı. Bu gelişmeler, Türkiye’nin bölgesel gücünü pekiştirmesine katkı sağlıyor. Ayrıca, Türkiye’nin silah ve sistemlerinin yaklaşık yüzde 80’inin yerli üretim olması, ülkenin askeri bağımsızlığını pekiştirirken, deniz kuvvetleri ise 14 denizaltı ve çeşitli savaş gemileriyle bölgedeki stratejik dengeyi güçlendiriyor.
Türkiye’nin 'Mavi Vatan' doktrini ise bölgede önemli bir stratejik rol üstleniyor. Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’deki söz sahibi olma hedefiyle deniz kuvvetlerini ve enerji havzalarını korumaya odaklanan Ankara, bu alandaki yüksek yerlilik oranı ve gelişen deniz gücüyle bölgesel ve küresel piyasalarda öncü olmayı sürdürüyor. Türkiye, savunma sanayisi ve askerî kapasitesini artırarak yalnızca bölgesel değil küresel anlamda da etkin bir aktör haline geliyor. Bu gelişmeleri yakından takip eden ülkeler ise Türkiye’nin güçlenmesini stratejik dikkatle izliyor.