Türkiye’nin savunma sanayisinde önemli bir adım attığı ve bölgesel güç olma hedefinin güçlendiği belirtiliyor. İsrail merkezli Natziv haber sitesinde, Ankara’nın geliştirdiği 2 bin kilometre menzilli Cenk füze programı detaylandırıldı. Bu proje, Türkiye’nin caydırıcılık kapasitesini artırırken, bölge üzerindeki etkisiyle dikkat çekiyor. Söz konusu programda Roketsan ve ASELSAN gibi yerli şirketler aktif rol üstleniyor. Uzmanlar, Türkiye’nin savunmadaki üç temel stratejik hedefinin öne çıktığını belirtiyor: savunma sanayinde özerklik, stratejik caydırıcılık ve hipersonik teknolojiye geçiş.
İsrailli uzmanlara göre, Türkiye’nin uzun menzilli füze kapasitesi sadece bölgesel değil, küresel güç dengelerine de etki edebilir. Bu program, 2025 yılında tanıtılan ve Mach 5 hızında olan Tayfun Block-4 füzesinin gelişmiş versiyonlarıyla, baskı ve savunma sistemlerini yeniden şekillendiriyor. Ayrıca, uzun menzilli balistik füze teknolojisi, Türkiye’nin 2021 yılında kurulan Uzay Ajansı’nın 10 Yıllık Uzay Programı ile entegre edilerek bağımsız savunma ve uzay teknolojilerinde ilerleme kaydetmesine olanak tanıyor. Haberde, Türkiye’nin bu gelişmelerle birlikte, kendisini bölgedeki güç merkezi olarak konumlandırma çabalarının sürdüğü vurgulanıyor.
İsrail’in mevcut hava ve füze savunma sistemlerinin bölgesel tehditlere karşı dayanıklılığını yeniden gözden geçirmesi gerektiği de belirtiliyor. Arrow ve David's Sling gibi sistemlerin, bölgesel hareketler doğrultusunda yeniden yapılandırılması söz konusu olabilir. Ayrıca, bölgesel güç dengelerinde değişiklik yapabilecek bu ilerlemeler, 2026 itibarıyla seri üretim aşamasına geçecek ve operasyonel hale gelecek. Türkiye’nin 2.000 kilometre menzilli Cenk balistik füzesinin, kara ve deniz platformlarından kullanılmak üzere tasarlandığı ve teknolojinin Türkiye Uzay Ajansı tarafından geliştirilen sistemlerle entegre edildiği ifade ediliyor.