Türkiye savunma sanayisinde büyük bir dönüşüm ve hızlı yükseliş yaşanıyor. Defense Update tarafından hazırlanan analizde, Türk ordusunun özellikle insansız hava araçlarıyla uluslararası arenada tanındığı vurgulandı. Bayraktar TB2’nin Dağlık Karabağ, Suriye, Libya ve Ukrayna’daki başarıları, Türk savunma sanayinin dünya çapında güven kazanmasını sağladı. Ancak uzmanlar, Türkiye’nin yalnızca İHA’larla sınırlı kalmadığını, küresel rekabete açık yeni teknolojilere ve stratejik hamlelerle güçlendirmeye devam ettiğini belirtiyor.
Analize göre, Ankara’da derin bir dönüşüm yaşanıyor ve bu, ulusal bir stratejiyle yönlendiriliyor. Türkiye, önümüzdeki on yıl içinde bir Türk savunma şirketinin dünyanın ilk 30 devinden biri olmasını hedefliyor. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN ve diğer birçok firmanın bu hedefe yaklaşması, Türkiye’nin savunmadaki iddiasını artırıyor. Ayrıca, Türk savunma ürünlerinin yüzde 75’i Avrupa, NATO ve ABD gibi gelişmiş pazarlara ihraç ediliyor, bu da kalite ve güvenin göstergesi.
Güçlü bir pazarlama ve gerçek savaş deneyimine dayanan sistemler, ülkenin savunma gücünü perçinliyor. Son dönemdeki çatışmalarda, Türk teknolojilerinin test edildiği ve gerçek savaş ortamlarında geliştiği anlatılıyor. Bu sayede, laboratuvar dışındaki gerçek savaş ortamlarında ürünler test edilerek, hayatta kalma oranları ve güvenilirlikleri artırılıyor. Kalıcı ilişkiler ve ortaklıklar de stratejinin önemli bir parçası. Polonya ile ortak mühimmat üretimi, Malezya ile araç ortaklığı ve Pakistan ile mühimmat mutabakatı gibi hamleler, Türkiye’nin küresel güç olma yolundaki adımlarını gösteriyor.
Stratejik özerklik hedefi doğrultusunda, Türkiye yüksek teknolojili sistemlerini geliştirmeye hız veriyor. Bu kapsamda, gelecek nesil savaş uçakları, insansız sistemler, modern deniz araçları ve balistik füzeler gibi projelerle yabancı bağımlılığı azaltıyor. Ayrıca, gerçek zamanlı geri bildirim ve saha tecrübesi sayesinde, sistemler hızlıca iyileştiriliyor ve savaş ortamında test ediliyor. Ukrayna ve Azerbaycan’daki operasyonlar, Türk silah sistemlerinin gerçek savaş ortamındaki performansını ortaya koyuyor. Bu deneyimlerin, teknolojiyi daha güvenilir hale getirdiği ve geliştirilmesine katkı sağladığı ifade ediliyor.
Son olarak, analizde Türkiye’nin uzun vadeli vizyonu dikkate alınarak, savaşta test edilmiş markası ve diplomatik stratejilerle uluslararası arenada daha etkin bir güç haline geldiği anlatılıyor. İHA’lar ve yerli savunma teknolojileri, Türkiye’nin yükselişinin sadece başlangıcı ve ülke, küresel savunma üreticileri arasında üst düzey bir oyuncu olmayı hedefliyor.