İsrail ve Türkiye arasındaki yükselen rekabet, bölgesel değil küresel güç mücadelelerinin önemli bir parçası haline geliyor. İsrailli analist Kobi Barda’nın analizine göre, bu durum klasik diplomasi seviyesinin ötesine geçerek yüz milyarlarca dolarlık petrol boru hattı politikalarına dönüşüyor. Dünya ekonomisinin yeni döneminde, petrol, doğalgaz, veri akışı ve ticaret hatları jeopolitik kilit noktalar haline gelirken, hangi gücün bu yeni denklemi belirleyeceği büyük bir yarışa sahne oluyor.
Ankara ile Tel Aviv arasındaki tansiyon uzun zamandır yüksek olsa da, analizde bunun ötesinde bir çatışma olasılığından söz ediliyor. Özellikle Suriye toprakları, ihtimal en güçlü çatışma alanı olarak gösteriliyor. Türkiye, İsrail’e karşı potansiyel tehditleri gerekçe göstererek, bölgede etkili bir güç olmaya çalışırken, iki tarafın da karşılıklı egemenlik ve nüfuz alanı mücadelesi yürüttüğü belirtiliyor.
Öte yandan, analizde Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan ve ABD destekli IMEC (Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) projesi öne çıkıyor. Bu proje, limanlar, kara hatları ve dijital fiber altyapılarıyla küresel ticaretin yeni kalbini oluşturmak hedefiyle planlanıyor. Hayfa Limanı’nın Avrupa’ya bağlanmasıyla bu hatanın hayata geçirilmesi planlanıyor ve ‘Kutsal Kase’ olarak adlandırılıyor.
Daha fazla detayda ise Türkiye’nin bu yeni jeoekonomik ortamda aktif rol almaya çalıştığı görülüyor. İsrail’i baypas eden alternatif lojistik rotalar üzerinde çalışan Türkiye, Ürdün ve Suriye aracılığıyla Avrupa’ya uzanan yeni transit hatlar peşinde. Eski demiryolu projeleri yeniden canlandırılırken, bölgedeki ulaşım altyapıları yeni ekonomik koridorlara dönüştürülüyor. Bu gelişmeler, bölgesel değil, küresel güç dengelerini belirleyecek yeni bir satranç tahtasının kurulduğuna işaret ediyor.
Analize göre, bu mücadele yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi nüfuz savaşlarına da dönüşmüş durumda. Hangi koridorun küresel ticaretin ana merkezi olacağı, güç dengelerini etkileyecek. Aynı zamanda Afrika Boynuzu da, Türkiye’nin Somali’deki varlığı ve enerji kaynaklarındaki gelişmeler ile İsrail’in Somaliland ile güçlendirdiği ilişkilerle kritik bir bölge haline geliyor. Bu gelişmeler, bölgeyi yeni küresel aktörler için önemli bir üs ve nüfuz alanı yapıyor.
Sonuç olarak, analist Barda’ya göre, Türkiye ve İsrail eksenindeki gerilimler, bölgesel değil küresel sistem değişikliklerinin bir parçası. Dünya, enerji, lojistik ve dijital altyapılar üzerinden yeniden şekilleniyor ve hangi hattın ön plana çıkacağı, bölgesel ve küresel güç dengelerini belirleyecek. Türkiye’nin artan gücü ise, bu mücadelede ön plana çıkmaya devam ediyor.