Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırda bulunan Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonu kolları sıvadı. Bu önemli adım, bölgesel barış ve kültürel mirasın korunması açısından büyük bir kazanım olacak.Merkezi Ankara’da bulunan Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, Ani Köprüsü’nün tarihi ve mimari önemine dair detaylar verdi. Ani’nin, Kars’ın 45 km doğusunda sınır sıfır noktasında, Arpaçay kenarında yaklaşık 5 bin yıllık tarihiyle dikkat çektiğini belirtti.
Ani’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer aldığı ve Orta Çağ’da Ermeni Bagratlı Hanedanlığı döneminde kurulduğu bilgisini paylaşan Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: “Ani, Selçuklu Türkleri’nin yükseliş dönemi ve Gürcü Krallığı’nın yönetiminde çöküşüne kadar önemli bir kent olmuş, 16 Ağustos 1064’te Sultan Alparslan’ın fethiyle Anadolu kapılarından biri haline gelmiştir.”
Ani Köprüsü’nün, İpek Yolu’nun en kritik noktalarından biri olduğunu belirten Arslan, “Ticaretin can damarı olan bu köprü, Orta Çağda 100 binlere ulaşan nüfusu ve ticari hareketlilikle bugün bile dikkat çekiyor. Ürünlerin Anadolu ve Avrupa’ya ulaşmasında önemli bir rol oynadı” dedi.
Ani’nin tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığına işaret eden Arslan, “30 metre açıklığında, tek kemerle inşa edilen bu köprünün ayaklarının günümüze kadar ulaşması, mimarlık ve mühendislik başarısıdır. Bir ayağı Türkiye’de, diğer ayağı Ermenistan sınırlarında kalan bu yapı, yüzyıllarca ayakta kalmayı başardı.”
Restorasyonun, bölgenin turizmine katkı sağlayacağını vurgulayan Arslan, “Dünyanın kabul ettiği restorasyon ilkeleri doğrultusunda hareket edeceğiz. Ayrıca kazı çalışmaları ve çevre düzenlemeleriyle bölgenin doğal ve tarihi dokusunu güçlendireceğiz. Bu projenin 2026 kazı sezonu planına dahil edilmesiyle, Ani Köprüsü’nün yeniden hayat bulması ve turizme kazandırılması hedefleniyor” diyerek sözlerini tamamladı.