Türkiye’den Yunan adalarına ulaşımda sıklıkla karşılaşılan yüksek fiyatlar, turizm hareketinin büyümesine rağmen tüketiciyi zor durumda bırakıyor.
İSMAL ŞAHİN: 9 günlük bayram tatilinde Türk tatilcilerin rotası bu yıl da Ege’nin karşı kıyısı oldu. Yunan makamlarının verilerine göre geçtiğimiz yıl 2.2 milyon Türk turist Yunan adalarını ziyaret ederken, bu yılki beklenti 2.7 milyon civarında. 2026 yılında ise toplam ziyaretçi sayısının 3.2 milyona ulaşması öngörülüyor.
Ancak bu hareketlilik, feribot fiyatlarıyla ilgili şaşırtıcı bir ekonomik çelişkiyi gündeme getiriyor. Birçok turisti ve maliyetleri ilgilendiren detaylarda, Türkiye çıkışlı feribotların fiyatları, Yunanistan’ın ana karasındaki iç hat seferlerinden yaklaşık 140 kat daha pahalı olabiliyor. Örneğin, Kaş limanından Meis’e giden bir yolcu, sadece 1.1 deniz mili uzaklıkta, gidiş-dönüş 40 euro ödeyerek deniz mili başına yaklaşık 36 euro maliyetle seyahat ediyor. Buna karşılık, Atina’nın Pire limanından Meis’e yapılan 300 deniz mili yolculuk 80 euro tutuyor ve mil başına maliyet ciddi oranda düşük kalıyor.
Benzer fiyat farkları, Çeşme-Sakız ve Ayvalık-Midilli hatlarında da kendini gösteriyor. Feribot sektörünün hesaplamalarına göre, 2026’da Türk turistlerin bölgeye yapacağı yaklaşık 2.7 milyon ziyaret sırasında, 127 milyon euro tutarında bir ciro elde edilmesi bekleniyor. Bu, yolcuların ödediği ücretlere liman vergileri ve ek masraflar eklenmediğinde bile önemli bir ekonomik hareketlilik gösteriyor. Türk turisti adalara götüren lojistik süreçlerde ise, yaklaşık 350 milyon euro’luk bir harcama yapılmış oluyor.
Feribot işletmecileri, fiyat farklarının yapısal nedenlere dayandığını savunuyor. Atina’dan kalkış yapan gemilerin iç hat kapsamında olması nedeniyle vergilerden muaf olduğunu, Türk çıkışlı gemilerin ise yüksek gümrük ve operasyon maliyetleriyle karşılaştığını belirtiyorlar. Ayrıca, Yunan devletinin feribot şirketlerine sağladığı yakıt ve operasyon sübvansiyonları da fiyatları etkiliyor. Türkiye’den tek feribot şirketinin bölgesel tekelci yapısının fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu ve ada yöneticileriyle yapılan anlaşmaların maliyetleri artırdığını eklemek gerek.