Osmanlı kadınlarının hak mücadelesi, toplumsal ve hukuki açıdan önemli adımlar içermektedir. Kadın hakları meselesi, Osmanlı'da 19. yüzyıldan itibaren tartışılmaya başlanmış ve çeşitli reformlarla kendini göstermiştir. İlk kız rüşdiyesi 1859’de açılırken, kadınlar için eğitim imkanları zamanla genişlemiş ve 1870’lerde yükseköğretime adım atılmıştır. II. Abdülhamid döneminde nitelikli okuryazar kadın sayısında artış kaydedilmiştir.
1934 yılında kadınlar, birçok ülkeden erken bir tarihte seçme ve seçilme hakkına sahip olmanın gururunu yaşamıştır. 1908’deyse, kadınların hak talepleri ve tartışmaları gazeteler ve dergiler aracılığıyla toplumda yaygınlaşmıştır. Kadın hareketinin önde gelen isimleri Emine Semiye, Halide Edip, Nezihe Muhiddin ve Nakiye Elgün gibi figürler, hak ve özgürlük mücadelelerini kızgınlıkla sürdürmüşlerdir.
Bu dönemde, 1912’de yayımlanan eserlerde kadınların toplumsal ve ekonomik hayat içindeki yer aldığı, eşitlik talebinin vurgulandığı görülür. 1917 hukuk-ı aile kararnamesi’nde ise, kadınların evlilik ve boşanma süreçlerinde önemli haklar kazandığı, devletin aile üzerinde denetiminin artırıldığı kayıtlara geçmiştir. Kadınlar örgütleri ve dernekler aracılığıyla, eğitimden çalışma hayatına kadar pek çok alanda etkin rol almışlardır.
Kadınlar, çalışma hayatında halı atölyeleri, fabrikalar ve sağlık alanında aktif şekilde yer almış, grevler ve gösterilerle haklarını aramışlardır. Osmanlı döneminde kadınların siyasi hak talebi ise, özellikle II. Meşrutiyet sonrası seslerini duyurup, temsil talebinde bulunmalarıyla dikkati çekmektedir. Kadın dergileri ve konferanslar, bu hak talebini canlı tutmuş ve erkek egemen toplumda yeni bir kadın imajı geliştirilmiştir.
Ulviye Mevlan gibi önde gelen isimler, 1918’de kadınların özgürlüklerini kazanma yolunda önemli mesajlar vermiştir. Osmanlı kadınlarının tarihi mücadelesi, patriyarkal toplum yapısına rağmen, modernleşmenin öncü güçleri arasında yer almış ve hak taleplerinden vazgeçmemiştir. Günümüzde bu geçmişin hatırlanması, kadınların haklarındaki mücadeleyi anlamak ve yeniden canlandırmak açısından büyük önem taşımaktadır.