Sosyal medyada paylaşılan manifestolar, modern saldırıların en büyük tehdidi haline geldi.Yapılan araştırmalar, saldırganların eylem öncesinde yayımladıkları manifestoların internetten hızla kaldırılmadığını ve tersine, algoritmalar sayesinde benzer eğilimleri taşıyan gençlerin önüne çıkarak ''kopya'' katliamların önünü açtığını gösteriyor. Dev dijital platformlar genellikle saldırı sonrası hesapları askıya alırken, manifestolar veya onlara ait paylaşımlara müdahale etmiyor. Bu durum, bazı manifestoların yıllarca sosyal medyada dolaşmasına imkan tanıyor.
Genellikle aşırı sağcı ideolojiler, mizantropi ve ''incel'' (toplumdan nefret etme) unsurlarını içeren bu manifestolar, diğer saldırganlar için birer ''el kitabı'' niteliği taşıyor. Bu da küresel bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Saldırganlar, birbirlerinin metinlerinden doğrudan alıntı yaparak eylem planlarını uyguluyor ve sosyal medya algoritmaları bu paylaşımları çok hızlı bir şekilde ilgili gençlere ulaştırıyor.
Özellikle 2011’de Norveçli aşırı sağcı Breivik’in 77 kişiyi öldürdüğü saldırıdan sonra, bu tür saldırılar artış gösterdi. Yeni Zelanda’daki Christchurch saldırısı ve Teksas’taki market katliamı, Breivik’ten ilham alan saldırganların örnekleri olarak dikkat çekiyor. Ayrıca, Kahramanmaraş cinayetlerinin kaynağında yer alan Elliot Rodger ve onun izinden giden isimler, bu tehlikenin boyutunu gösteriyor. Sosyal medyada paylaşılan manifestolar, gençleri radikalleştirip benzer olaylara zemin hazırlıyor ve bu, küresel güvenlik açısından ciddi bir risk oluşturuyor.