Sigorta sektörünün, afetlere karşı finansal dayanıklılık ve ekonomi üzerindeki etkisi bir kez daha kanıtlandı. Yaşanan depremler sonrası sigorta, sadece hasar ödemekle kalmadı, aynı zamanda ekonomik sürekliliğin sağlanmasında anahtar rol oynadı. Ahmet Yaşar, yaşanan sürecin hem yapı güvenliği hem de finansal dayanıklılığın ne denli önemli olduğunu gösterdiğini belirtti. Afetler sonrası hayata hızlı dönişin temel unsurlarından biri sigorta sisteminin etkinliği oldu ve bu mekanizma sayesinde işletmeler ayakta kalabildi, hane halkı kayıplarını telafi etti ve ekonomik düzen devam etti. Bu başarıların arkasında ise sigorta ve reasürans sisteminin güçlendiği alt yapılar yer aldı.
Yapılan açıklamalara göre, depremlerin toplam ekonomik etkisi yaklaşık 103 milyar dolar olurken, sigorta sektörü kapsamında DASK ve diğer şirketler toplamda 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi gerçekleştirdi. Bu rakamlar, sigorta sisteminin afet sonrası en hızlı nakit akışı sağlayarak, hem vatandaşın hem de işletmelerin toparlanmasında kritik bir rol üstlendiğinin göstergesi oldu. Yaşar, güçlü reasürans korumaları ve dijital hasar altyapıları sayesinde sektörün, büyük bir stres testi atlattığını ve hasarların hızla tespit edilip ödemelerin gecikmeden gerçekleştiğini belirtti. Bu sayede kamu bütçesine ilave yük olmadan, sistem sürdürülebilir biçimde işlemiş oldu.
İkinci ve daha önemli olan gerçek ise, Türkiye’deki büyük afet risklerinin sigorta kapsamı dışında kalan kısmı, yani korunma açığıdır. Ahmet Yaşar, bu açığın büyüklüğüne dikkat çekerek, en büyük riskin aslında sigortasızlık olduğunu vurguladı. Depremlerle birlikte, sigortanın asli işlevinin daha net anlaşıldığını düşünen uzmanlar, sigortanın üretimin devamını sağladığını, işletmelerin kapanmasını önlediğini, istihdam ve ekonomik faaliyetleri koruduğunu belirtiyor. Ayrıca, sigorta sisteminin kamunun üzerindeki mali yükü azalttığını ve toparlanma süresini kısalttığını da ekledi. Yaşar, sigortanın sadece hasar ödemekle kalmayıp, ekonomik sürekliliğin altyapısını oluşturduğunu ve bu nedenle bir gider kalemi yerine güvenlik mekanizması olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.