ABD Büyükelçisi Tom Barrack, SDG'nin artık işlevini tamamladığını açıkladı ve son 15 yılın ardından bölgedeki yeni durumu gözler önüne serdi. Son yıllarda Türkiye'nin itirazlarına rağmen ABD'nin SDG'ye desteği sürdü, fakat artık bu işbirliğinin tamamlandığı görülüyor. Sürecin üç aşamalı gelişimi, bölgedeki güç kaymalarını ve yeni dengeyi ortaya koyuyor.
İlk aşamada, 10 Mart mutabakatına uyum süreci ve devamında gerçekleşen görüşmelerde SDG'nin samimiyetinin sorgulandığı, ilişkilerin zayıfladığı dikkat çekti. ABD, SDG'nin Kandil ile bağlantılı olduğunu ve kendi kararlarını veremediğini net biçimde gördü. İkinci aşamada, Suriye ordusunun sahadaki ilerlemesi ve Arap aşiretlerinin ayaklanmasıyla bölgedeki güç dengeleri değişti. ABD ve bölgesel aktörler, hassas bir şekilde süreci yöneterek 18 Ocak'ta ateşkes sağladı.
Üçüncü aşamada ise, SDG'nin YPG'nin 200-300 DEAŞ'lısını serbest bırakması ABD tarafından son damla olarak değerlendirildi. Trump yönetimi, DEAŞ'lıların kaçmasını önlemek adına Suriye yönetimi ile işbirliğine yöneldi ve artık ABD'nin SDG ile ilişkisi sona erdi. Kandil'in ve bazı ülkelerin baskısı ile direnç gösteren YPG'nin kontrolü büyük oranda Şam'a geçti ve bölgedeki etki alanları oldukça daraldı.
Bu gelişmeler, bölge haritasını belirgin biçimde değiştirdi. Kobani ve Kamışlı dışında kalan alanlar, Suriye'nin kontrolü altına girmeye başladı. Petrol ve gaz kaynakları merkezi yönetimin eline geçti, yerel yönetimler güçlendirildi. Türkiye ise terörsüz Türkiye planını sürdürüyor ve Kürt vatandaşların provokasyona gelmemeleri konusunda uyarılarda bulunuyor. İlginç gelişmeler ve bölgesel değişimler, güvenlik ve entegrasyon açısından yeni bir dönemin habercisi oluyor.
Şu an SDG'nin toplam sayısı 63 bin civarında olup, Araplar önemli bir oranı oluşturuyor. Aşiretlerin çekilmesiyle silahlı gücün önemli bir bölümü de limitleşti. Türkiye ve uluslararası aktörler, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ederek, olası provokasyonlara karşı temkinli adımlar atmaya devam ediyor. ABD ve müttefiklerinin DEAŞ ve terörle mücadele konusundaki yeni yönelimleri, bölgedeki güvenlik dengelerini köklü biçimde değiştiriyor.