Parlamento ortamlarında hakaret ve uygunsuz ifadelerin sınırları belirli kurallar çerçevesinde çiziliyor.Araştırmalara göre, dünya genelinde çeşitli parlamento sistemlerinde 'iyi niyet ve ölçülülük' ilkelerine uyum gözlemleniyor. İngiliz parlamentosunda 'yalancı' kelimesi büyük hakaret sayılırken, Winston Churchill'in 1906 tarihinde yaptığı bir konuşmada 'yalan söylemek' yerine 'kavramsal yanlışlık' demeyi tercih ettiği örneği dikkat çekiyor. Bu uygulamalar, ortamın saygılı ve disiplinli kalmasını amaçlıyor.
ABD Temsilciler Meclisi’nde ise aşağılayıcı lakaplar ve küçültücü hitaplar 'düzen bozucu' kabul ediliyor. Bu tür ifadeleri kullanan üyeler, disiplin cezası ve ağır kınamalarla karşılaşabiliyor. Türkiye’de ise lisanı nezahet ilkesi, içtüzüklerin temel düzenlemeleri arasında yer alıyor ve parlamentoda saygı çerçevesinde iletişim sağlanması bekleniyor.
Genel olarak, farklı ülkelerin meclislerinde disiplin ve etik kurallarına uyum konusunda ortak bir görüş hakim. Bu düzenlemeler, hem meclisin saygınlığını korumayı hem de iletişimde etik değerleri ön planda tutmayı amaçlıyor. Dünya genelinde ve özellikle Türkiye’de bu kurallara uyum, parlamentoların işleyişinin sağlıklı kalması açısından büyük önem taşıyor.