Osmanlı’da modernleşme süreci, 19. yüzyılda gerçekleşen yeniliklerle şekillenmiştir. Bu dönemde Meşrutiyet’in ilan edilmesi, anayasa ve meclisin kurulmasıyla yeni bir yönetim anlayışına geçiş sağlanmıştır. 1876’da başlayan I. Meşrutiyet, kısa süreliyse de önemli bir dönemi temsil eder. Bu sistemle birlikte artık padişahın yetkileri sınırlandırılmış, yasama ve yürütme organları oluşmaya başlamıştır.
İki meclisten oluşan Meclis-i Umûmî ve Meclis-i Mebûsan, seçimlerin başlamasıyla parlamenter sistemi deneyimlemiş ve farklı siyasi fikirlerin temsil edilmesine imkan tanımıştır. Ancak ilk seçimlerde kadınlar ve çok partili sistem yoktu, sadece erkek seçmenlere oy hakkı verilmişti. Bu dönem, Batı’daki demokratik gelişmelere paralel Osmanlı’da ilk adımlar olarak kayda geçmiştir.
Tanzimat ve Meşrutiyet dönemleri, Osmanlı’nın teokratik yapısından uzaklaşıp, modern hukuk düzenlerine geçişi sağlamış ve eğitimin yaygınlaşmasını hızlandırmıştır. Prof. Dr. Zafer Toprak ve Erik Jan Zürcher gibi uzmanlar, bu süreçlerin Atatürk’ün modern düşünce yapısını ve anayasal bilgi birikimini şekillendirdiğine vurgu yapar. Atatürk’ün anayasa bilgisi, büyük ölçüde 1913’te yayımlanan ve günümüzde de temel referans kabul edilen “Hukuk-ı Esasiyye” kitabından alınmıştır. Bu bilgiler, onun ulusal egemenlik ve cumhuriyet fikirlerini pekiştirmesine katkı sağlamıştır.
Osmanlı’nın ilk anayasası olan Kânûn-ı Esâsî, 1876 yılında Midhat Paşa öncülüğünde hazırlanmış, çeşitli dış ve iç sebeplerle yürürlüğe konmuştur. Bu anayasa, padişahın yetkilerini sınırlandırmak ve meclislerin bağımsızlığını sağlamak amacıyla tasarlanmıştı. 119 maddeden oluşan metinde, devletin resmî dini İslam iken, diğer dinlere de dini özgürlükler tanınmıştır. Ayrıca, basın özgürlüğü, eğitim hakkı ve gayrimüslimlerin hakları korunmuştur.
Zamanla yapılan değişikliklerle 1909’da padişahın veto yetkisi sınırlandırılmış, Meclis’in onay süreci güçlendirilmiş ve demokratik ilkeler pekiştirilmiştir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte, hukuk ve kurumsal yapıyı temel alan bu Anayasa, bağımsızlık ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin temelini atmıştır. Bu gelişmeler sayesinde Osmanlı, modern devlet kurma yolunda önemli adımlar atmış ve Atatürk’ün öncülük ettiği yeni rejimin altyapısı hazır hale gelmiştir.