İsrail-İran-ABD savaşı kızışırken bölgedeki gelişmeler endişe verici boyuta ulaşıyor. Maariv gazetesinde yayımlanan haberde, İsrail'in güvenlik stratejisinin sınırlarına geldiği ve bölgesel savaş olasılığının arttığına dikkat çekildi. İsrail'in hava üstünlüğüne güvendiği ve güçlü kara birlikleri olmadan bölgeyi kontrol edemeyeceği vurgulanıyor. Ayrıca, Tel Aviv'de güvenlik anlayışını kökten etkileyen bir körlük bulunduğu ifade ediliyor. Yitzhak Brick'e göre, bu tutum, karşı karşıya kalınan varoluşsal tehditleri hafife almaya yol açıyor ve bölgesel savaşın kritik önemini göz ardı ediyor.
Haberde, İran'a karşı yürütülen savaşın “steril bir uçak savaşı” şeklinde kaldığı belirtildi. İran'ı devirecek en büyük gücün halk ayaklanmaları ve kara kuvvetleri olacağına dikkat çekildi. İsrail'in, mesafe ve kabiliyet yetersizliği nedeniyle büyük kara müdahalesinden kaçındığı aktarılıyor. Eğer kuzeyde Hizbullah, Suriye ve Ürdün gibi unsurlardan oluşan saldırılar ve iç ayaklanmalar artarsa, hava gücü tek başına yeterli olmayacak. Uzmanlar, kara kuvvetlerinin varlığı olmadan İsrail'in savunmasının sürdürülebilir olamayacağında hemfikir.
Uzmanlar, İsrail'in yalnızca hava kuvvetlerine dayandığı günümüzde, kara kuvvetlerini tamamen terk ettiğine işaret ediyor. Bu durumun, güvenlik açıklarını artırdığı ve bölgede dengeyi sağlamanın yegane yolunun güçlü kara güçleri olduğunu gösterdiği belirtiliyor. Ayrıca, uzmanlara göre, düşmanlarla her cephede ve her an yüzleşebilecek bir kara gücü olmadan bölgeyi korumak imkansız hale geliyor. Bu nedenle, İsrail'in kara kabiliyetlerini yeniden kazanması elzem görünüyor.
Haberde ayrıca, en büyük tehditin Türkiye olduğu vurgu yapıldı. Tel Aviv'in Tahran'a odaklanmışken, Ankara'nın giderek güçlendiği ve Orta Doğu'da İran'ı aşan bir stratejik risk oluşturduğu belirtildi. Türkiye'nin askeri ve siyasi hamleleri, bölgenin dengelerini köklü şekilde etkiliyor. İsrail'in, yarının tehditlerine karşı hazırlıklı olmak yerine, mevcut tehlikelere odaklanması, güvenlik açısından riskleri artırıyor. Uzmanlar, bu durumu, bölgesel istikrarsızlık ve tehditleri artıran büyük bir ihmal olarak tanımlıyor.
Orta Doğu’daki bu gerginlikler devam ederken, ABD ve İsrail’in İran’a karşı 28 Şubat’ta düzenlediği askeri saldırılar da bölgesel çatışmayı derinleştiriyor. İran, saldırılara misilleme olarak bölgedeki üsleri hedef aldı ve birçok üst düzey yetkili hayatını kaybetti. Savaşın bilançosu ağırlaşıyor ve bölge ülkeleri karmaşık bir savaş ortamına doğru ilerliyor.