Okullardaki şiddet olayları, toplumsal kırılmanın ve gençlerdeki ruhsal sorunların haber vericisidir.Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Lisesi’nde yaşanan silahlı saldırı, toplumda derin yankılar uyandırdı. Yaptığı devamsızlık nedeniyle sınıfta kalan ve eğitimine açık öğretim lisesinde devam eden Ömer Ket, eğitim kurumuna gelerek dehşet saçtı. Saldırıda 16 kişi yaralanırken, saldırgan intihar ederek yaşamına son verdi. Uzmanlar, bu olayın sadece bir asayiş durumu değil, gençlerin ruh sağlıklarındaki risklerin göstergesi olduğunu belirtiyor.
Psikolog Pelin Hazer, okul saldırılarının uzun bir süreç ve çoklu faktörlerin birleşimi sonucu ortaya çıktığını vurgulayarak, özellikle sosyo-psikopat yapıdaki bireylerin risk altında olduğunu aktardı. Bu yapıya sahip kişilerin empati eksikliği, kurallara uyumsuzluk ve saldırganlık özellikleri gösterdiğini, bu durumun da ihmal edilen uyarı sinyallerinin sonucunda gerçekleştiğine işaret etti.
Ömer Ket’in saldırı öncesinde sosyal medya platformuna yaptığı tehdit içerikli paylaşım, uzmanlara göre kritik bir uyarı işaretiydi. Bu tür sızıntı ve tehdit mesajları, şiddete eğilimli bireylerin niyetlerini çevrelerine gösterdikleri ve güç gösterisi yapmak istedikleri iletişim yollarıdır. Pelin Hazer, dijital tehditlerin ciddiye alınması ve erken müdahalenin hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Öte yandan Kahramanmaraş'ta bir öğrencinin evden getirdiği silahla rastgele ateş açması sonucu 9 kişinin hayatını kaybettiği ve 13 kişinin yaralandığı olay, gençlerdeki radikalleşme ve şiddet eğilimlerini yeniden gündeme getirdi. Prof. Dr. Hilmi Demir, bu olayların ideolojik değil, bireysel ve yatak odası radikalleşmesinin sonucu olduğunu vurguladı. Ayrıca uzmanlar, güvenliği artırırken şiddetin medyaya yansımasını ve taklit edilmesini önlemenin önemini vurguluyor.
Gelişmiş ülkelerde risk analizi ve çok disiplinli güvenlik protokolleri uygulandığını belirten Demir, Türkiye’de de önleyici tedbirlerin artırılması ve eğitimde yeni stratejilere yönelmenin gerekliliğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, özellikle dijital platformlarda paylaşılan içeriklerin takibi ve medyada görünürlüğünün sınırlandırılması gerektiğini söylüyor.