Obezite oranında Avrupa'da ilk sırada yer alan Türkiye'de, yüksek oranda obezite görülen iller arasında Adana öne çıkıyor. Adana’da yaşayanların geleneksel yemek alışkanlıkları, sağlığı olumsuz yönde etkiliyor. Kentin tarihi mekanlarında ciğer yiyerek güne başlamak, öğle yemeklerinde bol et tüketmek ve geceleri şırdan ile kebaba yönelmek, sadece şehrin lezzet tutkusunu değil aynı zamanda sağlık risklerini de artırıyor. ÇÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Balcalı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gamze Akkuş, bu alışkanlıkların risklerini ve önlem alınması gereken noktaları vurgu yapıyor.
Doç. Dr. Akkuş, 'Adana’da özellikle protein ve yağ oranı yüksek beslenmenin, metabolik hastalıkların yaygınlaşmasının en önemli faktörlerinden biri olduğunu belirtiyor. Özellikle şehrin bazı bölgelerinde sadece sakatat ve kebap servis eden mekanlar bulunuyor. Güzel olduğu kadar da riskli olan bu beslenme biçimi, Adana'nın obezite ve diyabet gibi hastalıkların en çok görüldüğü illerden olmasına neden oluyor.' dedi.
Uzman, sağlıklı yaşam alışkanlıklarına geçiş ve riskli beslenme biçimlerinin azaltılması gerektiğini vurguluyor. 'Ailesinde diyabet, yüksek kolesterol veya tansiyon öyküsü olan kişilerin karbonhidrat ve et ürünlerini dikkatli tüketmesi, geri dönülemeyen sağlık sorunlarına yol açabilir. Günlük alınan kalorinin, önemli oranda tek bir öğüne yığılması da obezite ve metabolik sorunları tetikler. Hareketsizlik ile birleştiğinde, bu kişilerde kan şekeri, tansiyon ve kolesterol yükseklikleri görülebilir.' ifadelerini kullandı.
Çocuklar ve yetişkinler için önemli uyarılar da yapan Doç. Akkuş, 'Sakatatlarda yüksek tuz oranı, tansiyon hastaları için büyük risk oluşturuyor. Ayrıca akşam saatlerinde yapılan atıştırmalıklar ve meyve-türk çayına eklenen küçük porsiyonlar, günlük kalori alımını artırıyor. Uzun açlıklar ve kontrollü beslenme, bazı hastalarda faydalı olabiliyor. Beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirerek sağlıklı yaşama adım atmalıyız.' diyerek önerilerde bulundu.