Küresel nükleer enerji sektörü hızla büyüyor ve Akkuyu NGS'nin devreye alınması bu gelişimin önemli bir parçası olarak görülüyor. AA muhabirine konuşan Bilbao y Leon, Türkiye’nin enerjide oynayacağı rol ve Akkuyu’nun boyutları hakkında detaylar verdi. Türkiye’de ilk nükleer enerji projesi olan Akkuyu, elektrik üretiminde yeni bir dönemi başlatırken, yerelleşmeye ve sanayi oyuncularına fırsatlar sunuyor. Bu santral sayesinde Türkiye, küresel nükleer endüstrisine entegre olurken, bölge ekonomisine de önemli katkılar sağlayacak.
Bilbao y Leon, nükleer enerji kapasitesinin 2050’ye kadar üç katına çıkarak 1400 gigavata ulaşacağı öngörüsünü paylaştı. Çin, ABD, Fransa, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin lider konumda olduğunu ekleyen uzmanlar, sektörün gelişimini hızlandırmak için politika ve stratejilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu projelerin hayata geçmesiyle dünya elektrik üretiminde nükleer pay artarken, karbon salınımı azaltılmaya devam ediyor.
Avrupa ülkelerinin nükleer santral kullanımına devam etmesi ve yeni projelerle kapasite artırması, bölgesel ve küresel enerji dengeyi koruyor. Ancak, Almanya’nın nükleerden çıkış kararı ve bunun neden olduğu endüstriyel kayıplar, sektördeki gelişmeler üzerinde tartışma yaratıyor. Uzmanlar, zaman kaybedildiğini ve bu kayıpların tedarik zinciri, teknolojik gelişmeler ve sanayi kabiliyetleri açısından değerlendirildiğinde, yeniden inşa edilmesi gereken kritik bir alan olduğunu belirtiyorlar.
Bugün küresel nükleer kapasitenin 400 gigavat civarında olduğunu ve toplam elektrik üretiminin %9’unu karşılamayı sürdürdüğünü hatırlatan Bilbao y Leon, mevcut yapıların ömrünün uzatılmasıyla 2050’de kapasitenin 1446 gigavatı aşmasıyla elektrikteki önemli artışların devam edeceğine dikkat çekti. Bu artışın, yapay zekanın tüketim talebine eklenmesiyle, elektrik talebinin hızla büyüdüğü bir dünyada nükleer enerjinin stratejik öneminin artmaya devam edeceğini belirtti.