Marmara Denizinde son meydana gelen deprem, İstanbul ve çevresinde büyük çaplı olası depremler konusunda endişeleri artırdı. AFAD verilerine göre Balıkesir açıklarında 3.6 büyüklüğünde gerçekleşen deprem, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara içi segmentlerine dikkat çekiyor. Uzmanlar, özellikle İstanbul'u tehdit eden Kumburgaz, Avcılar ve Adalar segmentleri üzerinde yeniden yoğun tartışmalara neden olurken, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş önemli açıklamalar yaptı. Bektaş, uzun yıllardır üzerinde durulan 7.2-7.6 büyüklüğündeki depremler konusunda skeptik yaklaşımları ve fay davranışlarını detaylı olarak değerlendirdi.
Bektaş'a göre bir fayın üretebileceği deprem büyüklüğü doğrudan fayın kilitli alan boyutuna bağlıdır. Çeşitli deprem senaryolarının gerçekçi olup olmadığını sorgularken, özellikle dar ve sığ fayların bu büyüklükte deprem enerjisi üretmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Ayrıca, Marmara Denizi'nde uzun süredir devam eden ve bölgesel olarak farklı segmentlerde biriken enerjinin büyük depremlere neden olabileceği öngörüsü, bu araştırmacıların dikkatini çekiyor. Ancak, Bektaş bu konuda henüz kesin verilere ulaşmadıklarını belirtiyor.
Bilim dünyasında 'creep' olarak bilinen sönüm hareketleri, fayların enerji birikim ve boşaltım mekanizmasında kritik öneme sahip. Uzmanlar, Avcılar-Kumburgaz ve Adalar segmentlerinde fayların ne kadarının kilitli, ne kadarının ise sürünerek enerji boşalttığını tam anlamış değil. Bu durum, büyük depremler sırasında fayların hareket tarzını ve riskleri belirleyen önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Bektaş, yaklaşık 50-80 km uzunluğunda ve 10-20 km derinliğe kadar kilitli alanların 7.0 büyüklüğündeki depremler için yeterli olabileceğini söylüyor. Ancak 7.5'lik bir depremin oluşabilmesi için bu alanların daha geniş ve derin olması gerektiğine dikkat çekiyor. Adalar ve Kumburgaz segmentlerinde enerji birikimine dair net veri olmadığı için, bu büyüklükteki bir depremin olasılığı hakkında kesin konuşmak zor. Yine de, büyük segmentlerin aynı anda kırılması durumunda 7.5'e ulaşabilecek depremler mümkün görünmekte.
Bektaş, tarihsel depremlerin verilerine dayanarak Marmara'da büyük bir depremin gerçekleşebileceğini, fakat bunun oldukça düşük olasılık taşıdığını belirtiyor. Örneğin, 1912 ve 1999 depremlerinin durdurulmasında Marmara çukurlarının sınır oluşturduğu görüşü, fayların davranışını etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca, 1944’te gerçekleşen 7.4 büyüklüğündeki deprem gibi büyük olayların, fayların davranışları ve segmentlerin birbirini sınırlandırmasıyla sınırlı kalmasının beklendiğine vurgu yapıyor. Bektaş, fayların zaman içinde davranışlarının değişebileceğine dikkat çekerek, günümüz koşullarında büyük depremlerden korunma için en etkili yolun sağlam yapı ve kentsel dönüşüm olduğunu söylüyor.
Son olarak, uzmanlar Marmara'da olası maksimum depremin büyüklüğünün, fayların hareket özelliklerine bağlı olduğunu ve bu konuda kesin sonuca ulaşmak için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Yine de, yapıların güçlendirilmesi ve deprem dayanıklı bina teknolojilerinin geliştirilmesi ile risklerin azaltılmasının hayati önemi vurgulanıyor.