Suriye'de uzun süredir beklenen ve bölgenin barışını güçlendirecek önemli bir adım atıldı. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayınlanan kararnameyle Kürt vatandaşların hakları hukuk temelinde güvence altına alındı. Bu gelişme, Baas rejimi döneminde maruz kalınan yok sayma ve inkar politikalarının sona erdiğine işaret ediyor.
Kararnamede yer alan (Madde 1) “Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir ve kültürel ve dilsel kimlikleri, çeşitli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır” ifadesi, bölgedeki tüm etnik gruplar için de birlik ve beraberliğin güçleneceğine işaret ediyor. Bu adım, bölgedeki farklı gruplar arasında yeni bir sayfa açabilir.
Ancak bölgede güvenlik ve istikrarı tehdit eden terör örgütleriyle mücadele de öncelikli olmaya devam ediyor. DEAŞ ve SDG gibi yapıların faaliyetleri, bölge ülkeleri ve Türkiye için tehdit oluşturmaya devam ediyor. SDG’nin “devlet içinde devlet” hedefi ise, bölgesel bütünlüğü bozmaya yönelik bir girişim olarak görülüyor.
Bölgedeki terörle mücadele sürecinde, “devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu” anlayışına karşı duruluyor. Terör örgütlerinin paralel devlet yapıları oluşturmaya çalışması, ulusal birlik ve bütünlüğü tehlikeye atıyor. Ayrıca, SDG’nin 10 Mart Mutabakatını ihlal ederek bölgedeki barış sürecini sabotaj ettiği de emphasized ediliyor. Bu gelişmeler, terörle mücadelede kararlılığı ve dayanışmayı artırıyor.
Son olarak, Suriye yönetimi tarafından açıklanan “Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması” bölgenin birliği ve istikrarı için ciddi bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu diplomatik gelişmelerin, Kürt kardeşlerimizin haklarını daha da güçlendireceği ve Suriye’nin bütünlüğüne katkı sağlayacağı umut ediliyor. Türkiye ve bölge ülkeleri de ortak çıkarlar doğrultusunda, barış ve güvenlik yolunda ilerliyor.