Kula-Salihli UNESCO Küresel Jeoparkı, Türkiye'nin jeolojik ve volkanik zenginlikleri açısından büyük bir keşfe sahne oldu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tarafından yürütülen, Ankara, Eskişehir Teknik, Afyon Kocatepe ve Kocaeli üniversitelerinden bilim insanlarının katıldığı üç yıllık projede, bölgedeki magma odaları ilk kez tespit edilerek, volkanik tehlike ve magma sistemleri hakkında yeni bilgiler elde edildi. Yerin yaklaşık beş kilometre derinliğinde bulunan beş magma odası, büyük bir magma rezervuarı ile bağlantılı olduğu belirlendi.
Bilim insanları, 105 sensör istasyonu sayesinde yerin derinliklerindeki magma rezervuarlarını detaylı şekilde inceledi. Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Özgür Karaoğlu, “Bölgedeki volkanik yapıların yaklaşık 4 bin 700 yıl önceki büyük patlamayla ilişkili olduğunu belirtiyoruz; bu, jeolojik anlamda neredeyse dün gibi,” dedi. Ayrıca, bölgedeki magma sistemlerinin toplam uzunluğunun 80-90 km olabileceği tahmin edilmekte, fakat araştırmalar sonucunda 5-25 km arası odaların keşfedilmesi önemli bir sürpriz oldu.
Veriler, bölgenin hiç uyumadığını ve aktif jeolojik hareketlilik gösterdiğini açıkça ortaya koyuyor. Elde edilen magmatik materyaller, bölgenin aktif ve dinamik yapısını gözler önüne seriyor. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen jeofizik ve jeoloji yöntemleri kullanılarak yapılan bu çalışma, bilim dünyasında yeni bir dönemi başlatabilecek nitelikte. Ayrıca, bölgeyi kapsayan Kula Salihli UNESCO Küresel Jeoparkı, 2.320 kilometrekarelik alanıyla Kuzey Lidyalılar’dan kalan izleri ve yer kabuğu hareketlerini barındırıyor.
İlginçtir ki, bölgedeki volkanik hareketlerle ilişkili ayak izleri de 4 bin 700 yıl önceki patlamalara tanıklık ediyor. Bu keşifler hem bölgedeki jeolojik geçmişi hem de potansiyel volkanik tehlikeyi anlamamıza katkı sağlıyor.