İngiliz basını, İsrail ve ABD'nin Kudüs'teki Mescid-i Aksa üzerinde gizli planlar yürütüğünü ortaya çıkardı.İngiltere merkezli Middle East Eye’a konuşan kaynaklar, ABD ve İsrail’in, Kudüs'teki kutsal alanın yönetimini mevcut Ürdün’ün tarihi vesayetinden alıp kendi çıkarlarına daha uygun hale getirmeyi amaçlayan yeni bir düzenleme üzerinde yoğunlaştığını öne sürdü. Bu plan, Mescid-i Aksa’nın İslam kimliğinden arındırılarak çok dinli bir merkez haline getirilmesini ve büyük Yahudi gruplarına ibadet izinlerinin artırılmasını içeriyor.
Plan kapsamında, İsrail yetkilileri imamlar ve cami yöneticilerinin atamalarında söz sahibi olacak ve hutbelerin içeriğine müdahale edebilecek. Washington’un, bu projenin detaylarını içeren bir taslak belge üzerinde çalıştığı ve Mescid-i Aksa’nın Müslüman kimliğinden tamamen uzaklaştırmayı hedeflediği bilgileri paylaşıldı. Ayrıca, alanın üç semavi dini kapsayan turistik bir merkez haline dönüştürülmesi planlanıyor.
İlgili kaynaklar, bu planın 10 yıl önce ilk kez İsrail ve ABD tarafından gündeme getirildiğini ve özellikle Trump yönetiminin ardından uygulanması için yoğun çaba harcandığını belirtti. Ürdün, bölgesel ve uluslararası arenada, Kudüs ve kutsal mekanlar üzerindeki vesayetini savunmaya devam ediyor. Aynı zamanda, Ürdün Kutsal Kabir Kilisesi ve Göğe Yükseliş Kilisesi’nin de koruyuculuğunu sürdürüyor ve fiili veto hakkına sahip.
Bu gelişmeler karşısında Körfez ülkeleri, Bahreyn, Mısır ve BAE gibi ülkeler ABD'nin planına karşı çıkarken; Suudi Arabistan’ın ise başlangıçta sessiz kalması, bölgedeki politik dengeleri etkileyebilir. Kaynaklar, önerinin bölgesel destek arayışlarıyla karşılaşabileceğini ve bölgedeki siyasi gerilimin artabileceğini belirtiyor.
İsrail’in bu fikri yaklaşık 10 yıl önce gündeme getirdiği ve Huckabee’nin İsrail Büyükelçisi olarak göreve başlamasının ardından uygulama planlarının hız kazandığı kaydedildi. Ürdün’e yakın bir kaynak, ABD’nin KUDÜS ve Mescid-i Aksa üzerinde oynadığı bu oyunu, bölgedeki güç dengelerini köklü biçimde sarsacak bir adım olarak tanımladı. Gelişmeler, bölgenin geleceği ve barış süreci açısından ciddi belirsizlikler yaratıyor.