Kızmaz’ın ölümü de tıpkı Doku dosyasında olduğu gibi 'intihar' olarak kapatıldı. Milliyet’e konuşan gazeteci ağabey Mehmet Kızmaz, kardeşinin Gülistan’ın kayboluşundan derinden etkilendiğini ve sonrasında psikolojik tedavi gördüğünü belirtti. Kardeşinin 9 Şubat’ta evden çıktıktan sonra geri dönmediğini anlatan Kızmaz, annesi ve kardeşinin kayıp ihbarında bulunduğunu ama görevlilerin bu durumu ciddiye almadığını, 3 gün boyunca herhangi bir arama yapılmadığını aktardı. Üç gün sonra kardeşinin cansız bedeni bulunmuştu.
Kızmaz, dosyada kardeşinin görüntülerine ilişkin çelişkilere de dikkat çekti. Hasankeyf minibüsüne binen kardeşinin MOBESE ve TÜPRAŞ kameralarına yansıyan görüntülerinin söz konusu olduğunu belirten Kızmaz, "MOBESE’ye göre kardeşim Hasankeyf minibüsüne biniyor ve limana doğru yürüyordu, ama dosyaya konmamış. Ayrıca, TÜPRAŞ kameralarının da çalışmadığı söylendi" diyerek olayın aydınlatılması gereken detaylarına vurgu yaptı.
İddiaya göre kardeşinin ölümü suya girmeden kısa süre önce gerçekleşmiş olabilir. Ağabey Mehmet Kızmaz, Tunceli’ye gittiğinde gençlerin istismara uğradığıyla ilgili söylentilerin dolaştığını dile getirdi ve kardeşinin otopsi bulgularına dikkat çekti. Doktorlar, kardeşinin suda uzun süre kalmadığını ve ölümün suya girmeden kısa bir süre önce gerçekleşmiş olabileceğini ifade etti. Otopsi raporunda kesin zaman belirlenmediği ve ölüm zamanıyla ilgili net bir bilgi bulunmadığı vurgulandı.