Vücut, bazı kanserleri kendi kendine baskılayabiliyor ve bu mekanizma yeni tedavi yolları için umut vaat ediyor. New York Times'dan edinilen bilgilere göre Duke Üniversitesi’nde uzun yıllar kanser araştırmalarıyla tanınan Dr. Edward Patz, bazı kanserlerin tedavi edilmeden ilerlemediğini ve hatta zamanla kaybolabildiğini gözlemledi. Bu gözlemler, yeni ilaç geliştirme çalışmalarına ilham kaynağı oldu. Dr. Patz ve ekibi, sınırlı sayıda akciğer kanseri hastasında test edilen deneysel bir ilaç geliştirdi ve bu çalışmalar umut verici ilk sonuçlar sundu. Ancak uzmanlar, bu deneylerin erken aşamada olduğunu ve daha geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Hücre ve doku bazında uzun yıllara yayılan çalışmalar yapan ekip, kanserin tekrar etmediği hastalarda bağışıklık sisteminin önemli bir rol oynadığını keşfetti. GT103 adlı antikor, kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçmasını sağlayan moleküler kalkanı engelleyerek, bağışıklık hücrelerinin tümörü hedef almasını sağlıyor. Hayvan deneylerinde olumlu sonuçlar alınmasının ardından, bu antikor, ileri evre akciğer kanseri hastalarında ilk güvenlik testlerine tabi tutuldu. Deneyde, bazı hastaların tümörleri küçüldü veya durdu, bir hasta ise tümörünü tamamen kaybetti ve iki yıldır hastalık belirtileri görülmüyor.
Başarılı sonuçların ardından GT103, kanser tedavisinde yeni bir dönemi işaret ediyor. Uzmanlar, ilaç ile immünoterapi ilacı pembrolizumab'ın birlikte kullanılmasıyla yapılan denemelerin sınırlı kalmasının, daha büyük ve kontrollü klinik çalışmaların gerekliliğini ortaya koyduğunu söylüyor. Etkinliğin kesin olup olmadığını belirlemek için, yüzlerce hastanın katılımıyla yapılacak kapsamlı araştırmalara ihtiyaç bulunuyor. Sonuçlar, kanser tedavisinde yeni kapılar aralayabilir ancak henüz başlangıç aşamasında oldukları unutulmamalı.