Engin, küresel ticaretin son yıllarda yaşadığı çalkantılara rağmen Türkiye ve NATO'nun daha esnek ve alternatifli yapıların önemli olduğunu vurguladı.Engin, Münih Güvenlik Konferansı'nda ortaya çıkan gelişmelerin, Atlantik'in iki yakası arasındaki ortaklığın geleceğine ilişkin önemli ipuçları verdiğini söyledi.Küresel ticarette yaşanan şokların, lojistik ve enerji hatlarını nasıl etkilediğine değinen Engin, gıda ve enerji krizlerinin yanı sıra güvenlik risklerinin lojistik akışları zorlaştırdığını belirtti.Almanya ve ABD arasında teknoloji ve kritik bileşenlerin ön plana çıktığını dile getiren Engin, yaklaşık 10 trilyon dolarlık ticaret hattının enerji ve teknolojiyi içeren kritik bir damar görevi gördüğüne vurgu yaptı.Türkiye’nin bu yeni dönemde stratejik konumu ve liman altyapısıyla önemli bir aktör olmaya aday olduğunu dile getiren Engin, yaklaşık 15 milyon TEU konteyner trafiği ve 550 milyon ton yük taşıma kapasitesiyle bölgesel ve küresel tedarik zincirlerinde merkezi bir role sahip olduğunu belirtti.Üçüncü aşamada ise, Türkiye’nin hizmet ihracatı ve ilişkilerin güçlendirilmesiyle uluslararası ticarette alternatif ve lojistik merkez olma potansiyelinin altını çizen Engin, 2026 ve 2030 hedeflerini hatırlattı.Güvenli tedarik zincirleri ve yeni iş birlikleri oluşturmak amacıyla, Türkiye’nin 'friend-shoring' yaklaşımını benimsemesi gerektiğini ifade eden Engin, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vizeden muaf seyahatlerin önemini vurguladı.Engin, ayrıca, Türkiye’nin güvenli liman ve işbirliği alanında başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere önemli aktörlerle uyum içinde hareket etmesi gerektiğine değindi. Bu bağlamda, Türkiye'nin transatlantik ve NATO odaklı yeni stratejik rolünün, küresel kırılmalar ve güvenlik endişeleri ışığında büyük önem kazanacağı belirtildi.