Türkiye’de kadın cinayetleri ve şiddet olayları son dönemde giderek korkutucu bir seviyeye ulaştı. Geçen hafta yaşanan olaylar, kadına yönelik şiddetin yalnızca artmakla kalmayıp, planlı ve vahşi biçimlerle yapılan katliamlara dönüştüğünü gösteriyor. İstanbul’da Durdona Khokimova’nın cesedi parçalara ayrılıp çöp konteynerine atıldı, 18 yaşındaki Dila Geyik erkek arkadaşı tarafından öldürülürken, Gözde Akbaba eski sevgilisi tarafından sokakta katledildi. Antalya’da Helin Kutlay eşi tarafından, Gaziantep’te Sibel Külah ise eşi tarafından ağır biçimde yaralandı. Bu olaylar, şiddetin sadece sürmediğini, giderek daha planlı ve acımasız hale geldiğini ortaya koyuyor.
Dünyada ve Türkiye’de kadın cinayetleri sadece artmakla kalmıyor, öldürme biçimleri de değişiyor. Kadınlar yalnızca öldürülmüyor, bedenleri parçalanıyor, uzuvları kesiliyor, cesetleri yakılıyor ya da üzerlerine beton dökülerek tamamen yok ediliyor. Bazı vakalarda ise cesetler valizlere konulup çöplüklere veya ıssız alanlara bırakılıyor. Bu, faillerin yalnızca öldürmekle kalmayıp delil bırakmamaya ve mutlak bir yok edişi hedeflediğine işaret ediyor. Uzmanlar, bu durumu giderek daha ürkütücü hale gelen kadın cinayeti yöntemleri ve toplumda şiddetin normalleşmeye başlamasıyla ilişkilendiriyorlar.
Manisa’da Pınar Karataş’ın, boşanma sürecinde olduğu kocası tarafından sokak ortasında katledilmesi, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin geldiği noktayı net şekilde gösteriyor. İçişleri Bakanı yaptığı açıklamada, derhal mücadeleye hız verildiğini ve kadına yönelik şiddetin toplumsal vicdanı tahrip eden bir mesele olduğunu vurguladı. Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal ise şiddetin sadece öfke patlaması olmadığını, toplumsal öğrenmeyle yayılan ve duyarsızlaşma yoluyla kolajenleşen bir sorun olduğunu belirtiyor. Kazdal, insanların şiddete karşı duyarsızlaşmasıyla, empatinin zayıfladığını ve şiddetin olağan hale geldiğini söylüyor. Ayrıca, faillerin bedeni mutlak sahiplenip yok etmeye çalışmasının, cezasızlık ve hukuka güven eksikliğiyle güçlendiğine dikkat çekiyor.
Türkiye Psikiyatri Derneği Adli Psikiyatri Çalışma Birimi Koordinatörü Doç. Dr. Yasin Hasan Balcıoğlu, şiddetin arttığını ve toplumda olağanlaşmaya başladığını vurguluyor. Kadın cinayetlerinin ve şiddet olaylarının, cezasızlık, silaha kolay erişim ve ekonomik sorunlar gibi birçok faktörle arttığını dile getiriyor. Ayrıca, öldürmek için uygulanan aşırı şiddet, literatürde “overkill” olarak adlandırılıyor ve bunun, cinayetin bir güç gösterisi ve mesaj verme aracı olduğunu gösterdiğine işaret ediyor. Şiddetin, ölümden sonra bile devam etmesi ise, bu olayların sadece ölümü değil, aynı zamanda güç gösterisini temsil ettiğine işaret ediyor.
Adana’da töre cinayeti sonucu Berivan E. ve ailesi hedef alındı. Babası ve ailesi tarafından planlanan ve töre nedeniyle işlenen bu cinayetlerde, Berivan ve aynı zamanda ailesi tehdit ve saldırılarla karşı karşıya kaldı. Baba Bekir Yeşil, “Gençler birbirini seviyor, ama ailelerimiz karşı çıktı. Berdel baskısı ve tehditlerle karşılaştık, bizi katledeceklerini söylediler. Durum çok ciddi ve çaresiz durumdayız” diyerek yardım talep etti. Berivan ise, zorla kaçırılmadığını, sevgiyle evlendiklerini ve ailesinin öfke yüzünden planlar yaptığına işaret etti. Evliliğin 8 ay sürdüğünü ve ailelerin baskısıyla bu duruma geldiğini açıkladı.