Organ bağışı, hayat kurtaran en büyük merhamet örneğidir.İlknur Güler'in 6 yıldır mücadele ettiği karaciğer sirozu, tedavideki en kritik aşamada kadavradan yapılan organ nakliyle son buldu. Bursa'da yaşayan 2 çocuk annesi Güler, 25 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra yeni bir hayata kavuştu. Olayın en duygusal kısmı ise Güler'in kızının, anneye donör olmak istemesi ve ardından gelen umut dolu gelişmeler oldu. Kızının karaciğerinin başkasına bağışlanmasıyla Güler sağlığına kavuştu ve arkadaşlarıyla, ailesiyle tekrar birlikte olmanın sevincini yaşadı.
Güler ve kızı Buse Güler'in ortak duygusu, organ bağışının hayati önemi üzerinedir. Buse, organ bağışına ilk başlarda karşı çıkmamış, ancak annesinin hastalığı ve gelişen durumlarıyla bu kararı daha da anlamış ve kabul etmiştir. Organ bağışının toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Buse Güler, ailesi adına tüm insanlara çağrıda bulundu. Doç. Dr. Hikmet Aktaş ve ekibi tarafından gerçekleştirilen 6 saatlik kadavradan organ nakli, hastanın yaşamını sürdürmesi açısından büyük bir başarıdır ve bu olay, organ bağışının ne denli hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Doç. Dr. Hikmet Aktaş, organ bağışının toplumdaki önemi ve kadavradan naklin sağlık alanındaki başarısını anlattı. Kendisi, bu operasyonun hem hastanın hem de ailesinin yüzündeki mutluluğu gösterdiğini ve organ bağışına teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Hastanede yürütülen operasyonlar, toplamda birçok hastanın yaşam şansını artırıyor. Organ bağışı yapan aileler, aslında birer kahramandır ve bu insani davranış, toplumun ortak değeridir. İlknur Güler ve kızının hikayesi, organ bağışına yeni bir can suyu olmayı amaçlamaktadır.