Japonya'dan gelen Tanaka, hayatını tehlikelerle dolu bir savaş alanında geçirmiş ve cesur bir direnişçinin hikayesine dönüşmüştür. Kyushu Adası'nda doğan Tanaka, çocukluk ve gençlik yıllarını savaş ve dövüş sporlarıyla geçirmiştir. Yetişkinlikte masa başı işlere yönelmiş olsa da, içindeki savaşçı ruh onu Afganistan’a götürmüştür. 1985 yılında Afganistan cephesine gitmek üzere hazırlık yapan Tanaka, kendi cebinden karşılayacağı parayla direnişçilere destek olmayı planlamıştı. Ofisteki işinden ayrıldıktan sonra, Sovyetler Birliği'nin işgal ettiği bu ülkede, direnişçilere yakın dövüş eğitimi vermeye başladı. Karate siyah kuşak sahibi olan Tanaka, savaşta en büyük katkısının bu eğitim olduğunu düşünüyordu.
Tanaka’nın Afganistan macerası 1985-1987 yılları arasında en az yedi kez tekrarlanmış ve bu süreçte direnişçilerle yakından ilgilenmişti. Pakistan’ın Peşaver şehri, onun için önemli bir üs olmuş, direnişçilere askeri eğitimler ve lojistik destek sağlamıştı. ABD tarafından tedarik edilen Stinger hava savunma sistemleriyle poz veren Tanaka, durumu hiçbir zaman normal bir savaşçı gibi görmedi; onun ruhu, samuraylık ve askerlik arasında bir köprü kurmuştu. Savaş sırasında, Şah Mesud gibi önemli liderlerle tanışıp önemli aşamalar kaydetmiş, hatta kısa süreliğine karate dersleri vermişti.
1989'da Sovyetler’in çekilmesiyle savaş sona erdiğinde, Tanaka ülkelerine dönüp kariyerine devam etti. Pakistan, Tunus, Hawaii ve Almanya’da çeşitli yerlerde savaş ve dövüş sanatları eğitimi verdi. Savaş sırasında yaşadıklarını ve deneyimlerini içerdiği ‘Afganistan’daki Savaşım’ adlı kitabını yazdı; geliriyle direnişçilere destek olmaya ve malzeme alımına katkı sağlamıştı. Tanaka’nın hikayesi, cesur ve fedakâr mücadelesiyle modern savaşçıların ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.