Deprem sonrası yapılan saha çalışmaları, zeminin yapıların dayanıklılığında belirleyici olduğunu ortaya koydu. Bursa Teknik Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı, bölgede 3 yıl süren incelemeler yaptı. Hasarın temel nedenlerinin zayıf veya sıvılaşabilir zeminden kaynaklandığını belirten uzman, özellikle Hatay ve Kahramanmaraş gibi bölgelerde zeminin ve yapının etkileşimine dikkat çekti. Prof. Dr. Avcı, zemin sıvılaşmasının yapıya ciddi hasar verdiğini ve zemin iyileştirme çalışmalarının önemini vurguladı.
Türkiye genelinde yaygın olan alüvyon zeminlerin, depremde en büyük riskleri oluşturduğunu ifade eden Avcı, "Yumuşak ve sıvılaşabilir zeminlerde depremlerde büyütme ve dayanım kaybı yaşanabiliyor. Marmara Bölgesi'nde ise bu riskler özellikle zemin iyileştirmesinin yapılmadığı alanlarda artıyor. Yapıların deprem etkisini 3-4 kat artırabilen bu zeminler, güvenlik açısından yeniden değerlendirilmelidir" dedi. Ayrıca, zemin ve üstyapının birlikte analiz edilmesi gerektiğini belirterek, bina yüksekliğinin kötü zeminlerde riskleri artırdığını sözlerine ekledi.
Özellikle olası Marmara depremi senaryolarında, Kocaeli, Yalova ve Bursa gibi bölgelerin afetlere en çok maruz kalacağı öngörülüyor. Fay hatları aktif olmasa bile çevre illerdeki depremler etkili olabilir. Uzmanlar, ‘‘Deprem olacak mı?’’ sorusundan çok, ‘‘Ne kadar ciddi riskler var?’’ yönünde çalışmalar yaparak yapısal güvenliği artırmaya odaklanmamız gerektiğini belirtiyor. Laboratuvarda gerçekleştirilen sıvılaşma testleri, zayıf zeminin depreme dayanıklılığını gözler önüne seriyor. Bu çalışmalar sayesinde, zeminlerin sıvılaşma ve büyütme potansiyeli ortaya konuyor. Kahramanmaraş'ta zemin iyileştirmeye alınmamış birçok binanın risk altında olduğunu gözlemledik. Uzmanlar, zemin ve yapı uyumunun, depremin yıkıcı etkilerini azaltmada anahtar olduğunu vurguluyor.